24 Mart 2013 Pazar

GÖZ ALTI MORLUĞU NASIL ÖNLENİR ?

               Yine bir önceki kapatıcı yazımdan esinlendiğim bir yazı ile karşınızdayım. Hafta sonlarını evde geçirenler için  ürün tanıtım ve yorumlarında farklı bir yazı  yazmak istedim. Göz altı morluğu güzeldir.


                                                          Ama sadece bir pandada........

              Çok güzel eğlendiğiniz bir hafta sonu akşamının sabahında, çok çalıştığınız sınav döneminin ardından ya da bütün gün işyerinde bilgisayar ekranına baktıktan sonra eve geldiğinizde artık neredeyse alıştığınız göz altı morluklarına  bir süre sonra  ayna karşısında bakar kalırız ve nasıl gidereceğimize dair çözümler ararız.




              İstatistiksel olarak göz altı morlukları bir çok nedene dayalı ancak çözüm arama yolundaki ilk adımınız probleminizin kronik yani sürekli mi, yoksa dönemsel mi olduğu. Kronik nedenler dışarıdan gelen bir çok etkene bağlı olabildiği gibi  büyük ölçüde iç hastalıklarıyla da bağlantılı olabiliyor. Kronik nedenlerde sonuca ulaşmak ne kadar zorsa dönemsel nedenler de bir o kadar kolay.
             Çoğunlukla kozmetik, dermokozmetik ve alternatif çözümlere başvurmak aklımıza gelen ilk seçenekler ancak kozmetik çözümlerle beraber alınacak bir kaç önlem de  kısa sürede güzel sonuçlara ulaşmanızı sağlar. Tabii burada pahalı bir kremden, evde yapacağınız kolay bir maskeden mucize bir çözüm beklemek hata olur. Cilt bakımında en önemli kural sabır ve sebat etmektir çözüme giden yol hiçbir zaman kısa süreli değildir ne profesyonel cilt bakım uzmanlarının elinde sihirli bir değnek var ve ne de mucize krem için bir formül.
              Çözüm belirleme yolundaki ilk adımınız bir alerji testi yaptırmak olmalıdır. Alerjik rinit ya da benzeri  rahatsızlıklar hapşırmayla başlar ve yorgunluk, bitkinlik gibi belirtilerle devam eder, vücudumuzun bağışıklık sistemine baskı yapar bu baskı sonucu  soluk alma ile  kılcal damarlara binen yük sıkışma yapar, dolaşım sistemi kanamayı durdurmak için pıhtılaşma yapacaktır bu noktada morarma gerçekleşir. Bilgisiz kozmetik ürün satıcılarının dediği gibi kanın damar dışına akması ve akan kanın oksitlenmesi gibi bir oluşum söz konusu değildir. Bu kararmanın vücudumuzu herhangi biryere vurduğumuzda oluşan morarmadan hiçbir farkı  yoktur.
             Genetik mirasımız sahip olduğumuz göz altı morluklarımızın büyük bir kısmını oluştururken böbrek ve  karaciğer rahatsızlıkları, göz tansiyonu, astigmat, vitamin eksikliği, sinüzit, kansızlık, astım, bazı ilaçların uzun süreli kullanımı, açık renk cilt tonu ve uyuşturucu kullanımı dahili nedenlerde en önemlileri.
             Harici nedenlerin en başında ise uykusuzluk geliyor. Yorgunluk, bilgisayar kullanımı, sigara, alkol tüketimi, baş ve burun bölgesine alınan darbe ve yaralanmalar, yetersiz su tüketimi,  yetersiz beslenme, güneş ışığına maruz kalma, ilerleyen yaş ve hatta gözlük kullanımı da göz altı morluklarını nedenleri olabiliyor.
              Tıbbi problemler için uzman hekim teşhis ve tedavisi doğrultusunda ilerlerken  kendi alabileceğiniz basit önlemlerden bir kaçı ise şöyle;
            1- Mümkünse saat 23:00 da uykuya geçmiş olmalısınız hücre yenilenmesi bu saatte başlar.
            2- Yine mümkünse 7 saatten az uymayın.
            3- Sigara, alkol ve kafein tüketiminizi azaltmaya çalışın.
            4- Uzun süre bilgisayar kullanmak zorunda iseniz saat başı 5'er dakika gözlerinizi dinlendirin.
            5- Gözlük kullanıyorsanız burun üstüne yaptığı basıncı azaltmak için yine gün boyu çeşitli aralıklarla gözlüğünüzü çıkartın.
            6- Kontakt lens kullanımı göz kurumasına yol açacağından suni göz yaşı kullanın.
            7- Okuma ve bilgisayar ekran mesafenizi iki karış ortalama 30 cm. olacak şekilde ayarlayınız.
            8- Televizyon ekran mesafeniz ekran büyüklüğü x 5 birim olmalıdır. Yani 80 ekran bir televizyon ekranının izlenme mesafesi 80x5= 400 yani 4 metreden az olmamalıdır.
            9- Akşam yatmadan önce bir bardak, sabah kalkınca bir bardak olmak üzere gün içerisinde yeterli miktarda su tüketin.
           10- Aşırı tuzlu gıdalar olan turşu, cips, patlamış mısır gibi yiyecekleri saat 20:00' dan sonra tüketmeyin.
           11- Güneş koruyucu kreminizi sürmeden dışarı çıkmayın, bilinenin aksine koyu renk ciltler lekelenmeye daha müsaittir.
           12- Aşk acısının çok yıpratıcı olduğu bir gerçek ancak geceler boyu ağlamak onu size getirmez aksine aynaya baktıkça morluklarınızı görürsünüz. 

             Yukarıdaki önlemlere ilave olarak kozmetik çözümlerden bazıları ise şöyledir.

            1- Temel kural soğuk tedavi ile kan dolaşımını yavaşlatmak üzerine kurulduğu için  göz kremi seçiyorsanız kırışıklık giderici değil de rahatlatıcı bir ürün seçmelisiniz. Kırışıklık giderici göz kremi gergin bir görünüm yaratacağından morluklarınızı daha fazla belli edecektir.
            2- Soyulmuş patates, elma, kiwi ve salatalık dilimleri ile yorgun gözlerinize kompress yapabilirsiniz. Bu sebze ve meyvelerin tümü su içeriği fazla olan yani nem veren, nişasta içeriği ile renk düzenleyici etkisi olan gıdalardır.   




            3- Ilık çay poşetleri ile ( tercihen papatya) sakinleştirici kompress yapabilirsiniz.
            4- Jel şeklinde soğutularak kullanılan göz maskelerini kullanabilirsiniz. 




           5- Sadece göz altı bölgesine uygulanan eye patch maskelerden kullanabilirsiniz.




           6- Göz altı ürünleri içinde bilyalı olanları tercih edebilirsiniz. Metal bilyeli ürünleri kontrollü bir biçimde fazla bastırmadan uygulayınız, metal bilye soğutucu bir etki ile yine rahatlama sağlayacaktır.




            7- Bunların hiçbirini her türlü uygulayamıyorsanız yatmadan öce buzdolabında 5 dk. beklettiğiniz 2 adet tatlı kaşığını 2 dk. süre ile kapalı gözlerinizde bekletiniz.


  

            Yukarıdaki bir çok maddeyi gerçekleştirmek elbette ki bizim elimizde ancak hiç bir şey yapmadan fiyatı 3 basamaklı sayılardan oluşan bir göz kreminden mucize beklemek yanlış olur, bununla beraber yeni doğum yapmış bir annenin, evinde hastası olan bir kadının ve gerçekten çok zor sıkıntıları olanların göz altı morluklarını düşünecek fırsatları bile olmayacaktır yeter ki hiçbir kadının şiddet sonucu gözleri morarmasın  ama olurda bir gün bir yerden başlamak gerekirse bu kendi yapacağınız başlangıç ve disiplinle olmalıdır.
           Göz altı morlukları ile ilgili yazım  devam edecek  ikinci bölümde göz kremi ve problemli bölgenin makyajla  nasıl kapatılacağına dair bir yazı okuyacaksınız.


           Mutlu pazarlar.......
         


        

22 Mart 2013 Cuma

BOURJOIS HEALTHY MIX KAPATICI - 52 MEDIUM

              Benim Bourjois markası ile tanışmam bu kapatıcıyla başladı. Tercih sebebim ise son zamanlarda hem yerli-yabancı kozmetik bloggerlerinin healthy mix serisini övmesi hemde  bu yaşıma rağmen hayatında hiç gözaltı kapatıcısı kullanmamış biri olarak ilk tecrübemde doğru bir seçim yapmak istememdi. Benim asıl problemim olan  yüzümdeki kızarıklıklar için de kullanabileceğimi öğrendiğimde ise hiç vakit kaybetmedim.  Ayrıca sonrasında üründen memnun kalmazsam endişesi ve çok büyük maliyetler vermemekte tercihlerim arasındaydı.
             Marka Fransız' ların ünlü etiketi Chanel' in bünyesinde bulunuyor, cıvıl cıvıl ambalajlarının yanı sıra ürünlerin kalitesi de ortalamanın oldukça üzerinde, ürünlerin bazılarında  kurşun ve paraben bulunmuyor, fiyatları ise yurtdışında bir drugstore markasını fiyatları kadarken bizde yüksek. Ürünlerin ortak noktası ise kimi ürünlerin çikolata, kimi ürünlerin gül, healthy mix serisindeki ürünlerinde nefis meyve kokusu.




             Ürün içeriğindeki meyve özleri ile  parlaklık ve yorgunluk giderici olarak tanımlanmış. Kayısı özleri parlaklığı sağlarken, frambuaz ve ahududu özleri ise mikro hareketlenmeyi aktive ediyor ve yorgunluğu gideriyor. Nemlendirici bir formüle sahip herhangi bir kurutmaya neden olmadı ancak alttan yine de nemlendirici uyguladığımı söylemeliyim. Oil free ve  dermatolojik olarak test edilmiş.




               Benim tercihim gözaltlarımdan çok yüzümdeki kızarıklıklar için kullanmak olduğundan dolayı renk tercihim 52 medium radiance oldu, 51 ve 53 no.lu iki rengi daha bulunuyor. Kıvamı oldukça güzel çok sıvı ya da çok katı değil hemen dağılıyor, bazen fondöten, renkli nemlendirici üzerine bazen de sadece nemlendirilmiş yüzüme ve gözaltlarıma pıt pıt değdirerek fırça ile dağıtıyorum bir kaç dakika sonra oturuyor ve ciltle bütünleşiyor, üzerine transparan pudra ile sabitlediğimde kalıcılığı daha iyi ama diğer türlüde dağılma problemi yaşatmıyor. Özellikle gözaltınıza dağıtırken yüzük parmağınızı kullanabileceğiniz gibi beauty blender tarzı süngerlerle de uygulayabilirsiniz, ben en iyi sonucu fırça ile aldım, hem yüzüme hem gözaltlarıma  İnglot 4SS veya The Balm Blend a Head fırça ile uyguluyorum.




              Gözaltları açısında çok şanslı bir gruptan olsam da ilk kapatıcı ürünümden
memnun kaldım. 10ml. lik bu ürünün oldukça uzun bir süre kullanılacağını düşünüyorum çünkü çok az bir miktarı bile yetiyor. 40-43 TL. ye  Boyner, YKM  ve Watsons' lardan edinebileceğiniz ürünü indirim zamanları daha uygun fiyatlara edinmeniz mümkün.

21 Mart 2013 Perşembe

JOHN FRIEDA SAÇ SERUMU VE BODY SHOP AHŞAP TARAK

              Bugün iki ürünle karşınızdayım, nedeni ise benim  ikisini bir arada sürekli olarak kullanıyor oluşum. Ürünlerden ilki hemen herkesin bildiği John Freida markasının elektriklenme ve kabarma problemine karşı kalın telli saçlar için bir olan serumu. Yapı itibariyle oldukça kıvırcık, dipleri yağlanmaya müsait ama uçları kuru ve kabaran saçlara sahibim bir de buna uzunluğunu eklersek ortaya ne kadar karışık bir saç çıkıyor tahmin edemezsiniz. Kabarma ve elektriklenme sorunu için bu zamana kadar bir çok ürün kullandım, birçok yöntem denedim ancak hiçbiri bu serum kadar etkili olmadı.
             İngiltere menşeili  marka, saç problemlerine  renk ve cinslerine göre geliştirdiği  ürünlerle çözüm  önerileri sunuyor. Frizz-ease serisi ise kabarma ve elektriklenme problemlerine karşı olan ürünleriyle ünlü. Frizz-ease serisinin şampuan, saç kremi, serum, şekillendirme ve yoğun bakım ürünleri bulunuyor. Ben serinin sadece serumunu kullanıyorum. Elektriklenme problemimi büyük ölçüde giderirken, düzleştirici etkisiyle yoğun kıvırcık dalgalarımı fön öncesi açıyor, rahatlatıyor. Verdiği yumuşaklıkla kolay tarama sağlıyor.




          Ürün içeriğindeki yosun özleri ve ipek proteinleri ile saçları kontrol altına alırken, yumuşaklık ve parlaklık vaad ediyor. Ben bu özelliklerinin yanı sıra ısıya karşı koruma konusunda da katkısı olduğunu düşünüyorum. Serumun ince, kalın ve orijinal formül diye adlandırdığı normal saçlar için olan üç çesidi bulunuyor. Tam bir düzleştirme etkisi için serinin şampuan ve saç kremi kullanıldığında daha etkili olacağını düşünüyorum.




             Ürün kıvamlı bir yağ şeklinde benim uzun saçlarım için ortalama 3-4 pompa yeterli oluyor. Kullanım şekline uygun olarak kullandığınızda nemi içine hapsediyor ve daha yumuşak daha esnek saçlara sahip  oluyorsunuz yalnız benim gibi yağlanmaya müsait saçlarınız varsa saç diplerine değdirmemenizi öneririm. Uygulamadan sonra saçlarınız  fön, maşa ya da düzleştirme işlemi için uygun hale geliyor.




              Ürün arka etiketinin üzerine ikinci bir etiket yapıştırıldığı için içerik listesi gözükmüyor ancak orijinal sitesinde aşağıdaki gibi. ( Resimleri büyütmek için tıklayınız. )
CYCLOPENTASILOXANE, DIMETHICONOL, ETHYLHEXYL METHOXYCINNAMATE,
MINERAL OIL, HYDROLYZED SILK, ALGAE EXTRACT, FRAGRANCE
             John Freida saç ürünlerine, kozmetik marketlerden veya  Boyner, YKM gibi mağazalardan ulaşabilirsiniz, ürün 30 ml. ve fiyatı 38tl., indirim zamanlarında Gratis'lerden veya online alışveriş sitelerinin kargo bedava kampanyalarından daha uygun fiyata edinebilirsiniz.
             Seruma ilave olarak benim elektriklenmeyi önlemek için ikinci saç ürünüm The Body Shop ahşap tarak. Bildiğiniz gibi plastik fırça ve taraklar statik elektrik ürettiği  için kabarma ve elektriklenmeyi artırıyor. Seyrek dişleriyle kıvırcık ve dolaşan saçlarınızı büyük kolaylıkla tarıyorsunuz kendi sitesinde de top rated ( çok satan )ürünler arasında yer alan ürünü The Body Shop mağazalarından 18tl. karşılığında edinebilirsiniz.


             Mutlu günler dileğiyle......

20 Mart 2013 Çarşamba

INGLOT ALLIK - 34

                Bildiğiniz üzere Polonyalı ünlü renkli kozmetik markası 2013 yılına girmeden kısa bir süre önce Park Bravo Grup bünyesi ile olan anlaşmalarını bitirdi ve yanılmıyorsam 3 ürün üzerine %50 ardından da  5 ürün üzerine %60 gibi bir indirimle elindeki stoklarını eritti. Ben indirimi oldukça geç duydum ve duyduğum zaman da hemen gidemedim neyse ki yeni yılın hemen öncesinde Levent Metrocity mağazasında kalan çok az ürünlerden  seçimlerime uygun bir şeyler bulabildim zira ben gittiğimde ürünler adeta talan olmuştu.
               Benim mağazaya asıl gidiş sebebim rainbow farlardan küçük bir palet yapmaktı ancak dediğim gibi hiçbirşey kalmamıştı ve tercih etmeyeceğim eyelinerler, kirpikler vs. almak istemediğim için her zaman kullanabileceğim  birkaç ürün seçtim bunlardan biri klasik face blushlardan  bir allık oldu.




          Allık benim ilk Inglot ürünüm ve oldukça beğendiğim bir ürün oldu. Çok daha güzel renkleri vardı ancak ben rosa yüzünden genelde pembe ve koyu renkli allıklardan kaçınırım. Benim seçtiğim 34 nolu renk (istediğim ışığı bir türlü yakalayamadım) resimlerde koyu renk gibi çıkmasına rağmen oldukça açık renk bir şeftali demeliyim, içinde çok hafif ışıltıları var. Işıltıları büyük parçalar halinde değil, yüzünüzde  oldukça hoş bir canlılık bırakıyor, yapısı çok ince, dokunuşu hafif, kalıcılığı ise 4-6 saate kadar iyi daha sonrasında ise biraz uçabiliyor dolayısıyla tazeleme gerektirecektir. Ürün 2,5 gr. fiyatı 37tl. gibi ancak indirimle yarıya düşünce çok güzel oldu. İnglot ürünleri paraben içermiyor ve hayvanlar üzerinde test edilmiyor.




             Madonna'nın da gerek  günlük makyajlarında  gerekse sahne şovlarında  tercih ettiği  marka  Inglot.com.tr de hala Park Bravo Grubun bir üyesi  olarak geçse de (güncelleme yapmamışlar) biz kozmetik severler başka bir kozmetik firması ile anlaşarak ilerleyen zamanlarda Türkiye pazarına tekrar gireceklerini biliyoruz. Ben bazı illerdeki  mağazaların hala açık olduğunu duymuştum en son ama güncel bir bilgim yok, açık olan mağazalarda kalan ürünlerden belki hala bir şeyler edinebilirsiniz.

           Renkli günler dileğiyle.......

18 Mart 2013 Pazartesi

GOOD SKIN LABS Z - PORE TONE - GÖZENEK ÇÖZÜMÜ


   
               2007 yılında Estee Lauder Şirketler Grubuna katılan Good Skin Labs 'sonucu hemen görün hemde anında ' sloganıyla hedefe yönelik uzun vadeli çözümler sunan özel ürünler  üretiyor. Her formül  çok kapsamlı ve geniş araştırımalar sonucunda ünlü dermatolog Dr. Paul Jarrod  Frank'ın önderliğinde geliştiriliyor, uzun süren klinik deneyler sonucunda onaylanıyor.                                                                                                                        
 
 
             Markanın gözenek görünümünü düzeltmeye yönelik ürünü Z-Pore  da bunlardan biri. Genişlemiş gözenek problemi her yaş ve her cilt tipinin problemi. Ürün, kullanıcıların % 85 inde 2 haftalık düzenli  kullanım sonunda  gözenek görünümünü de % 69 hafifleme, % 88 inde daha pürüzsüz bir cilt vaad ediyor. Yaklaşık 4 aydır kullanıyorum ve içerik olarak çok hoş  bir içeriğe sahip olmasa da vaadlerini büyük öçlüde yerine getiriyor. Silikon ve mica içeriği pürüzsüz bir his verirken gözenek görünümünü hafifletiyor. Ürünün ter ve suya karşı dayanıklı olduğu da vaadleri arasında ancak onu ilerleyen sıcak günlerde göreceğiz.  

 
         Ürünü makyaj öncesi problemli bölgelerinize uygulayabileceğiniz gibi ilerleyen saatlerde makyajınızın üzerine uyguladığınızda da parlama probleminize bir miktar çözüm oluyor. Daha önce kıyaslama yapabileceğim herhangi muadil bir ürün kullanmadım ancak kullandığım süre boyunca benim memnun kaldığım bir ürün oldu. Ürün 20 ml. kırmızı mercimek büyüklüğündeki  ürün ( fotoğrafını çekmiştim ancak yükleyemiyorum.) problemli bölgeleriniz için yeterli olacaktır.Tekin Acar ve online bazı sitelerden edinebileceğiniz ürünün fiyatı 75 tl. civarında ,biraz pahalı ancak çok uzun bir süre kullanılacağı düşünülürse fiyatını karşılayacaktır.
Sağlıklı günler dileğiyle.......



17 Mart 2013 Pazar

NEDİR BU pH DENGESİ?

           Geçtiğimiz günlerde  yazdığım Sebamed Deodorant Spray yazısından sonra  hepimizin gözünün alışkın olduğu  ama tam olarak ne işe yaradığını çok azımızın  bildiği pH konusuna değinmek istedim. Çünkü pek çoğumuz pH tanımına alışkın olsak da nedir bu pH, ne işe yarar yenir mi ?, içilir mi ? biraz açıklamak istedim. Merak etmeyin lisede fen bölümü bitirmiş izleyiciler hatırlayabilirler ama bilmeyenler ya da hatırlayamayanlar için oldukça basit açıklamaya çalışacağım.
            pH, bilinen en basit tanımıyla vücudumuzun dolayısıyla da cildimizin asit - baz dengesidir. Asit - baz dengesi vücut sıvılarındaki hidrojen iyonu (+h) dengesi anlamına gelir. Vücut sıvılarındaki hidrojen iyonu konsantrasyonunu belirtmek için ise pH tanımı kullanılır. pH tanımı ( potantiel hydrogene veya power of hydrogene ) potansiyel hidrojen - hidrojen gücü olarak adlandırılır. Vücut sıvılarında çok az miktarda +h iyonu bulunmasına rağmen konsantrasyondaki çok küçük değişiklikler bile hücrelerdeki reaksiyonu tetikleyerek birbirini etkiler, bazıları hızlanırken bazıları baskılanır, bu nedenle hidrojen uyumunun dengelenmesi çok önemlidir.




            pH değeri 0-14 arasındadır. 0 aşırı asit, 14 ise aşırı alkali demektir. İnsan vücudundaki pH seviyesi  vücut tarafından ömür boyu belirli bir dengede tutulmakta olup 7-7,4 seviyesindedir. Cilt temizliği bu asit-baz dengesine dışarıdan yapılan bir müdahaledir. 7,4 seviyesi temizleyiciler ile 7'ye, tonik ve nemlendirici ile de 5,5 - 6,75 seviyesine yani olması gereken seviyeye indirilir. Cilt 8-12 saat sonra normal değerine döner ve pH yükselip 9-14 seviyesine döndüğünde ise bakteri ve enfeksiyon oluşumu  gözlenir.
            İşte bu noktada en ufak bir değişimi bile bizde cildimizde fark ederiz. Cildin pH dengesi bozulduğunda  deri temas halinde olduğu virüs ve bakterilere karşı kendini koruyamaz. Kuruma ile başlayıp kaşıntı ile devam eden süreçte alerji ve mantar oluşumu başlayabilir. Cilt temizliği için sabun yerine özel  ürünler üretilmesinin sebebi budur.




             Klasik sabun türevi temizleyicilerin pH dengesi 9 - 10 arasındadır yani baziktir. Çeşitli asit maddeler eklenerek derecesi 5-7 aralığına çekilen ürünler cilt temizliği için uygundur.Sabunla yüzümüzü yıkadığımızda cildin pH seviyesi yükselir, kuruluk ve gerginlik hissi yaratır, temizlik duygusu oluşur  ancak bu durum nem seviyesini düşürdüğü için kuruma yaratarak tahribat oluşur, cilt kendini koruyamaz.
             Vücudumuzdaki organların pH değeri ise birbirinden farklıdır. Bağırsakların pH değerinin 5 - 7 olması gerekir.Yani ortam hafif asitli olmalıdır. Kalp kasında ise durum farklıdır, pH seviyesi 6,9 yani çok hafif asidik olmalıdır.Bu değer 6,5 in altına düştüğünde kalp kasılma riski artar. Asit birikimi hastalanmayı kolaylaştırır bazı mantar türevleri düşük pH derecesinde ürer yani asitli ortamları sever.
             Doğru beslenme pH üzerinde etkilidir. Vitamin ve mineraller asit - baz dengesini sağlamada önemli rol oynar. Kemikler, kalsiyum gibi alkali minerallerin kana karışmasını sağlayarak yüksek proteinin neden olduğu  asitli atıkları dengelemeye çalışır. Asitli atıklarımız böbrekler ve idrar yoluyla dışarı atılır.





              Cildimiz için içeriden yapabileceklerimiz doğru ve düzenli beslenme iken, spor ve temiz havada yürüyüşler yapmakta kan dolaşımını artıracaktır. Dışarıdan yapabileceklerimiz ise sabah ve akşam  cildimize uygun bir temizleyici ile yüz temizliğini yaparak, nemlendirici uygulamak, banyo esnasında aşırı sıcak su tüketiminden kaçınmak ve içeriğinde az kimyasal maddelerin (SLS, paraben, silikon vs.) bulunduğu ürünleri kullanmak olacaktır.
                                          
              Sağlıklı günler dileğiyle.....




           *Bu yazı şahsım tarafından yazılmış olup, kişisel deneyim, fikir, şahsi çözümleme tecrübelerim ve tıbbi bilgi birikimimi içerir. Kopyalanmasının ve izinsiz kullanımının tespiti yasal suç sayılır ve yaptırımları uygulanır. Yazıdan yola çıkarak kendi araştırma ve derlemelerinizi yapabilme hakkınız bulunmaktadır.

16 Mart 2013 Cumartesi

VICHY AQUALIA THERMAL NEMLENDİRİCİ


                   Vichy aqualia thermal rich nemlendirici nemsiz kalmış ve yorgun cilt görünümünü düzeltmeye yönelik bir nemlendirici. İçeriğindeki 15 farklı mineral ve vichy thermal suyu cildi nemlendiriyor,shea yağı ile yorgun görünümü azalmış parlak bir cilt sunuyor.
Yoğun kıvamı kış günleri için idealken yazın bir diğer versiyonu olan light kullanılabilir.






              Kuru ve normal cilde sahip olanlar sabah-akşam kullanırken benim gibi karma cilde sahip olanlar sadece akşamları yoğun bakım ürünü olarak kullanabilirler. Sevmeyenler için söyleyeyim    ürün paraben içermiyor bu yüzden  bende herhangi bir hassasiyet yaratmadı. Bana göre tek olumsuz   özelliği kavanoz şeklindeki ambalajı hava ile temas etmediği için için pompalı ambalajlar ya da tüp ürünler genellikle tercih sebebim. Ürün 50 ml. ve yaklaşık 50 tl.lik fiyatı ile yetkili eczanelerde ancak kampanya zamanları daha uygun fiyata edinebilirsiniz.                                                                        

   Sağlıklı günler......