30 Haziran 2014 Pazartesi

BİTTİ - GİTTİ - 7 ( MAYIS - HAZİRAN 2014 )

                Bir bitti - gitti yazısından daha merhaba, geçtiğimiz iki ayda bakalım neler bitirmişim, görelim.




1 - Nivea Black and White Deodorant : En sevdiğim deodorant diyebilirim, ferahlığı, gerçekten siyah giysilerde beyaz iz, beyaz giysilerde sarı leke bırakmaması ile favorim sayılır ancak çok terleme probleminiz varsa kol altlarınızdaki ıslaklığı kesmede başarılı bulmazsınız.
2 - Chi Silk Infusion : Yağ formda bir saç ürünü, argan yağlı ürünler kadar olmasa da saçları yumuşatma ve yatıştırma konusunda etkisi ortalama. Kokusu güzel, sürdükten sonra saçı ağırlaştırmıyor, elektriklenmeyi de biraz alıyor, 15 ml.' lik deneme boyu bir üründü, orijinal boyu 300 ml. ve fiyatı 80 tl. civarında. Bu fiyata alınabilecek çok daha başarılı ürünler var.
3 - Milk Shake Saç Köpüğü : Yazısı burada, çok sevdiğim bir ürün. Büyük boyu bir o kadar da bereketli, bu ürün benim blog aramalarımda yazdığım günden beri en çok tıklanan ürünüm aynı zamanda, arada başka ürünler kullansam da elimin altında bundan hep bir tane bulunsun istiyorum.




4 - Solante Tele Rubor : Yazısı burada, çok çok başarılı hatta benim için neredeyse tedavi edici bir ürün, evet biraz kalın bir yapısı var ama gül hastalığı na sahipseniz ve tam koruma istiyorsanız beklentinizi karşılayan bir ürün, içinde biraz kaldı, her zaman olduğu gibi rahat kullanmak için için tüpü kıvırıp bantladım, son kullanma tarihi geçmedi ama şu an yüzüm için bir başka başarılı ürün kullandığımdan kalan kısmı vücuduma kullanıp bitireceğim.
5- Talika Göz Makyajı Temizleyici : Yazısı burada, siz bu yazıyı okurken ben 2. sini açmış kullanıyor olacağım, çok yoğun, koyu göz makyajları yapmadığımdan ve çift fazlı ürünlerden biraz kaçındığımdan benim için yeterli, incitmeden, yıpratmadan, yakmadan temizliyor. Yağsız, jel formdaki göz makyajı temizleme ürünlerini seviyorum.
6 - Avon Nem Maskesi : Yazısı burada. İndirim zamanları alınabilecek ortalama bir ürün arıyorsanız beğenirsiniz. Ürünüm bitmek üzere, içinde az kaldı, bu mevsimde nem maskesine ihtiyaç duymuyor benim cildim, bir kaç kez daha kullanırsam bitecek, kışa başka bir nem maskesi bakarım.




7 - Bioderma Sensibio H2O : Biri bitmeden diğerini yedeklediğim nadir ürünlerden, seviyorum, başka macera aramıyorum.
8 - 9 - 10 - Loreal Skin Perfection Serum - Nemlendirici ve Nutri Gold Göz Kremi :  Yazıları burada ve burada. Benim için olumlu ve olumsuz yönleri bir arada olan ürünler.




11- Dexeryl Krem : Ayrıntılı yazısını yazmadım ama arttığınızda pek çok blogda bulacağınız bir ürün. Ailece kullanıyoruz biz bu kremi, çok kuru ( atopik ) ciltleri anında nemlendiren güzel bir ürün, gramajına göre oldukça uygun fiyatı da ( 250 ml. - 14 tl. civarı ) ürünü cazip kılıyor. Ailece seviyoruz, yüz, eller ya da tüm vücut için kullanabilirsiniz. İncelemek için tık tık .
12 - Clinique 7 Day Scrub Cream : 30 ml. lik deneme boyu bir üründü. Clinique online alışverişimle gelmişti. Bu ürünün seveni çok. Krem formda, içinde çok küçük ve seyrek partikülleri bulunan bir günlük peeling. Ben çok sevmedim nedense daha çok kızım kullandı, merak edenler için peeling ama siyah noktalar üzerinde etkili değil.




13 - Avon Femme Deodorant :  Adı deodorant, parfümü ile beraber kampanyalı gelmişti. Bu tür tamamlayıcı ürünler kokunun kalıcılığını özellikle temiz ciltte destekler ama fazlasını beklememek lazım.
14 - Avon Femme Parfüm : Çiçeksi, güzel markanın nadir orta kalıcılıktaki kokularından, ben biraz zamanında müdavimi olduğum Lancome Miracle parfüme benzettim, yalnız Avon bu kapak problemini ne zaman çözecek bilmiyorum, kapak şişede tutmuyor, tam oturmuyor.
15 - Avon Little Gold Dress Parfüm : Orijinal LBD parfümün versiyonu, biraz oryantal bir koku, bende kalıcılık yine orta seviyede. Kapak problemi var, bu parfümün de kapağı şişeye tutmuyor.
16 - Avon Perceive Soleil Parfüm : Yine orijinal Perceive parfümün versiyonu, hafif, çiçeksi, biraz turunçgil notaları da var ama sevmedim, bende kalıcılığı kolonyadan hallice. Kapak problemi bu şişede de var.
17 - Avon Luxe Parfüm : Çiçeksi, odunsu bir koku, biraz ağır olarak nitelendirebilirim ama benim açık tenimde ağır durmadı ona rağmen yaz mevsimi benim için bu parfüme uygun mevsim değil, kışın daha iyi olabilir. Kalıcılığı şaşırtıcı biçimde iyi diyebilirim bir de bu parfümde kapak problemi yok, şaşırtıcı. Ablama gidiyor.




18 - Boots Botanics Rimel : Kıl fırçalı, doğal görünüm veren, günlük kullanım için ortalama bir rimel, renginin kahverengi oluşu da doğal görünüm vermesinde etkili, tek tek ayırmada başarılı, topaklanma yapmamıştı ancak sürdükten yarım saat sonra göz altlarına dökülme problemi kendisinin çöpe gitmesine neden oldu.
19 - Nars Nico Allık : Ayrıntılı yazısı burada , çok sevmiştim kendisini, bitti sayıyorum kendisini, bir süre daha kullanırım, sonrasında belki yeniden alabilirim.
20 - Sephora Makyaj Bazı : Minicik, çantada taşımak ve gözenekleri kapatmak için bir baz, hafif silikonlu bir yapısı var, çok kullanmamıştım ben bu ürünü sanki biraz kokusu değişmiş gibi geldi, üst tarafta küçük bir latex süngeri var, onunla uyguluyorsunuz, Dior' un böyle bir bazı vardı, o daha başarılı olabilir bilemiyorum ama bu gözenekler üzerinde öyle  aman aman başarılı değil.
21 - Benefit Stay Don't Stray Primer : Yazısı burada, Primping with the stars set içinden çıkan 5 ml.'lik mini boy baz ürün. Far bazından çok gözaltı kapatıcısı olarak kullandım. Bence bu konuda daha başarılı çünkü, aldığımdan beri epey kullandım, küçük olmasına rağmen benim gibi morluklarınız azsa yeterli, yalnız son zamanlarda çizgilere dolma durumu başladı, kurumaya başladığının göstergesi.
22 - No Name Dudak Kalemi : Pembe alt tonlu nude bir dudak kalemi, markasını hatırlamıyorum, bitsin diyegözümün önüne koydum, kullanıyorum, 2 - 3 kez daha kullanırsam bitecek.
22 - 23 - Alix Avien Kaş Kalemi : Yazısı burada, seviyorum, bence çok başarılı, arkasında fırçası olması benim için +, fırçaları koptu bu kez ama kaş bence en güzel bu tip fırça ile taranıyor. Burada bulmam  biraz sıkıntılı ama görürsem hiç kaçırmam.






24 - M.A.C Mineralize Satin Fİnish Foundation : Sevdiğim  bir üründü, artık bu ürünü üretmiyorlar, yazısı burada , ilk yazdığım ürün yazılarımdan biriydi, yazı - fotoğraf kalitesinden utandım şimdi bakınca. Yarısına kadar kullanabildim, BB kremlerle aram iyi, bana yetiyorlar, cilt kusurlarımı da onlarla kapatabiliyorum, bir daha fondöten almayabilirim.
24 - Avon Çift Taraflı Kalem Far : Kahverengi tarafı yapısı ve rengiyle çok güzelken, açık renk tarafında sürekli bir topaklanma problemi yaşadım.
25 - Avon Göz Kalemi : Oldukça açık renk, sarı - altın tonlarında sedefli bir göz kalem, kullanıp bitirdim ama rengini sevmedim.
26 - The Balm Bahama Mama : Çok methedilen ve Nars Laguna ile muadil gösterilen bir pudra - mat bronzer. Ben kontur için almıştım ama benim ten rengim üzerinde turuncu bir gölge olarak kaldı, yoksa yapı - kalıcılık iyi, ablama gidiyor.



              Fena değil güzel ürün bitirmişim, ben yazarken biraz bayıldım, okurken siz sıkılmazsınız umarım. Haydi bana geçmiş olsun, bir sonraki bitenler yazısında görüşmek üzere.
              Sevgiler.......

27 Haziran 2014 Cuma

L'OREAL le BLUSH - 265 GOLDEN APRICOT

               Loreal renkli kozmetik - makyaj ürünleriyle aram pek iyi değil, nadiren alırım. Pek çok sebebi var, drugstore markalar içerisinde ülkemizdeki en pahalı marka olması, fiyat - performans açısından dengeyi tutturamamış olması, başarısız ambalajları vs. bunlardan birkaçı. Ancak en sevdiğim allıklarımdan biri markaya ait olunca işler değişiyor. Allığı bu kadar özel yapan ne derseniz rengi der geçerim. Karşınızda 265 abricot dore / golden apricot.




              Ürünün yapısı ilk başta biraz sert olmasına karşın sonrasında nasıl olduysa biraz daha yumuşadı, bu noktada yumuşak bir fırça ile değilde biraz daha orta sertlikte bir fırça ile daha iyi uygulama yapabildim ben. Sert bir fırça ile uygulama yapmama rağmen tozutma olayı oldukça az, Renk içinde çook güzel ışıltıları olan adından da anlaşılacağı üzere kayısı rengi. Fotoğraflarda rengi biraz daha koyu çıkmış. Çok çok esmer tenler belki ince uygulayarak aydınlatıcı olarak bile kullanabilirler. Nitekim koyu renk tenler için kullanılabileceği ambalaj arkasında da belirtilmiş. Fotoğrafları büyütmek için lütfen üzerlerine tıklayınız.






                Sürerken dağılımı kolay, renk itibariyle de sizi üzmüyor, yani iyi dağıtamadığınız takdirde palyaçoya dönme durumunuz yok. Açılı veya yuvarlak uçlu tüm fırçalarla rahat uygulanıyor. Sürdükten 5 - 6 saat sonra biraz hafiflediği için tazelemek isteyebilirsiniz, ama tazelemeseniz de itaatkar ince ışıltılar size eşlik etmiş olur.
                Ambalajı küçük, makyaj çantasında yer kaplamayan türden, iki katlı ambalajın altında aynası ve bir de ambalaj şekline uygun fırçası var. Fırçasını hiç kullanmadım ama zor durumlarda kullanılabilir gibi. Loreal allıkların gramajı 5 gr. ve fiyatı 45 - 50 tl. arasında. Normal fiyatıyla değil ama kozmetik marketlerin yaptığı % 50 indirimleri yakaladığınızda edinmek isteyebilirsiniz.


   

                    Arka ambalaj üzerindeki etiketi kaldırdığınızda içerik listesi sizi karşılıyor.




                 Farklı bir allık rengi arıyorsanız, mevsime çok yakıştırdığım bu renge bir bakmak isteyebilirsiniz.

                 Sevgiler...... 

16 Haziran 2014 Pazartesi

MARIO BADESCU GLİKOLİK ASİTLİ TONİK

               Merak ettiğim Mario Badescu ürünlerinden birine kış başında sahip oldum ama elimdeki ürünleri bitirmeyi beklediğim için ancak sıra geldi.




               Ürünü bir süredir kullanıyorum ve yorumlamak için yeterince gözlemledim. Önce ürünü biraz anlatayım. Toniğimiz kuru ve hassas ciltler için geliştirilmiş, matlaşmış ciltleri içeriğindeki AHA VE Glikolik asit ile arındırarak canlandırmaya yönelik bir ürün. Bununla beraber uzun vadede akne izleri ve yorgunluğu da giderdiği  belirtilmiş. Mavi güzel bir rengi var Gatorade enerji içeceğini hatırlatıyor bana, rengini sanırım diğer bir versiyonu olan Aloe Vera tonikten ayırmak için mavi yapmışlar, Aloe Vera toniğin rengi  yeşil çünkü, hafif, güzel bir kokusu var, temizlemesi güzel, içeriği oldukça sade, ALKOL de içermiyor. Neredeyse tüm tonik türevleri gibi günde 2 kez kullanılması önerilmiş. Çok daha hassas veya sivilceli bir cilde sahipseniz günde 1 kez de kullanabilirsiniz. T bölgesinin parlamasını da hafifçe alıyor, direkt yağlı ciltlere yönelik bir ürün olmadığı için yağlı ciltlere parlamayı alama özelliği biraz yetersiz gelebilir.  


     

                   Kuru ve hassas ciltler için olmasına rağmen, yağlı ve problemli ciltlerde rahatlıkla kullanabilir. Herhangi bir germe - kurutma yapmadan rahatça temizlediğini görebilirsiniz. Vaat ettiği gibi aşındırarak cilt yenileme işini ise bariz şekilde yapıyorsa da fark edemiyorsunuz. Çünkü içeriğindeki glikolik asit oranı % 2, yani günlük kullanım için iyi bir aralıkta. Yine çok daha hassas bir cilde sahipseniz yukarıda yazdığım gibi günde 1 kez ve beraberinde mutlaka bir güneş koruyucu ile kullanabilirsiniz. Ayrıca kış mevsimi de kullanım açısından daha ideal bir mevsim olabilir.  


    

                İçeriği oldukça sade, markanın ayrıca sırf Aloe Vera bitkisinden oluşan bir toniği olmasına rağmen bu üründe de yer alıyor. Deiyonize su, greyfurt vs, içeriğe eşlik ediyor. Ambalajı markanın standart basit ambalajlarından, kapağı çok basit durmasına rağmen akıtmayan ve konrollü akış sağlayan cinsten, ben yine de tonik ürünleri sprey şişeye boşaltmaya çok alıştım, çünkü bazen doğrudan yüzüme sıkıyorum, miktarı 236 ml.




                    Mutlu günler dileğiyle......

10 Haziran 2014 Salı

L'OREAL SKIN PERFECTION CİLT KUSURSUZLAŞTIRICI SERUM VE NEMLENDİRİCİ

                  Geçtiğimiz sonbaharda yeni bir günlük cilt bakım serisi çıkaran marka, serideki ürünlerle kusursuz cilt güzelliğini yeniden oluşturmayı vaat ediyor. Serinin ülkemize gelmeyen birkaç parça ürünü daha var. Yerli kozmetik market raflarında ise 4 parça ürün yer almış durumda.  Temel gündüz bakım kremi, bakım serumu ve iki farklı tona sahip BB krem.    




                  Önce markanın ürünlerle ilgili vaatlerinden ve ürünün etki mekanizmasından bahsedelim, ardından şahsi görüşlerim.
                  Günlük hızlı yaşam,stres, yorgunluk gibi faktörler cildin tüm tabakalarında izler bırakır, L' oreal Laboratuvarlarının araştırmaları sonucu  Perline - P ve LR 2412, cildin derinliklerine etki ederek cilt dokusunun PÜRÜZSÜZLEŞMESİNİ, GÖZENEKLERİN SIKILAŞMASINI ve CİLT TONUNUN EŞİTLENMESİNİ sağlayarak cildin DAHA DÜZGÜN GÖRÜNMESİNE yardımcı olur. Perline - P gözeneklere, cilt dokusuna ve cilt tonuna etki ederken, güçlü ve aktif düzenleyici LR 2412 cildin en derin katmanlarına kadar inerek cilt kalitesini artırıyor. 222 kadın üzerinde, 4 haftalık düzenli uygulama sonucu kadınların % 84' ü cilt kalitesinde düzelme ( sıkılaşan gözenekler,sıkı bir cilt, aydınlık, pürüzsüz ve eşitlenmiş cilt tonu ) gözlemlemiş.  
               Ürünlerle ilgili kişisel görüşlerime serumla başlamak istiyorum, ardından nemlendirici yorumlarım gelecek.





   
                Serum oldukça ağır bir pembe renkle gölgelendirilmiş cam şişede geliyor. Dış ambalaj bana Lancome Dream Ton adlı ürünü hatırlattı. Ağzı pompalı, 2 - 3 pompa ürün rahatlıkla yüz ve boyun bölgesine yetiyor. Rengi hafif inci pembesi yansımaları bulunan güzel bir krem rengi, kıvamı normal serum kıvamında çok sıvı, akıcı değil, cilt tarafından emilimi güzel, ben ürünü sadece akşamları kullandım ve nemlendirmesi yeterli geldiği için üzerine ekstra bir nemlendirici kullanmadım. Ürünün bir de - normalde kokulardan rahatsız olmaya bana - biraz farklı ve ağır gelen bir kokusu var. Limonlu gibi tarif edilmiş ama bana göre limon aromasıyla uzaktan yakından ilgisi yok daha çok erkek kozmetik ürünlerini hatırlatan after shave ya da traş kremine benziyor, içerikteki alkol türevi maddelerin kokusunu alabiliyorsunuz. Koku serumda biraz daha azken nemlendirici kremde biraz daha fazla. Ürünlerin her ikisi de alkol içermesine rağmen kullandığım süre içerisinde herhangi bir olumsuz yan etki oluşturmadı. Etkilerinden bahsetmem gerekirse yanak bölgemdeki oldukça belirgin gözeneklerim konusunda öyle aman aman bir olumlu etkisi olmadı ancak sabahları kalktığımda güzel bir netlik  gözlemledim.




               Nemlendirici krem ise yine serumla aynı yapıda pembe kapaklı, pembe degrade cam kavanozda geliyor, açtığınızda ürünün hava ile temasını biraz da olsa kesen ve akmasını engelleyen seperatörle karşılaşıyorsunuz. Ardından pembe renkli nemlendiricimiz karşımızda.




               Nemlendirici kremimiz renginin de açık pembe olması nedeniyle sürdükten sonra hafif bir aydınlık veriyor ancak kalıcı bir durum değil kısa süreli, nemlendirici özelliği oldukça iyi bu nedenle makyaj altında da iyi duruyor, kavanoz olduğu için miktar ayarlamakta bazen zorlanabiliyor insan ve benim genelde Avon nemlendiricilerde rastladığım fazla alırsanız cilde çok gelip, cildin ürünü kusması durumu bu üründe de var. Serumda bahsettiğim kokunun nemlendiricide daha fazla olduğunu söylemiştim elbette kokusunu sevenler de olabilir tabii  ama biraz fazla beklenti içerisine girerek aldığım ürünlerden öyle sanıyorum ki bir daha edinmem.
            Seruma ait ambalaj üzeri ve içerik bilgileri;










                       Ve nemlendirici;








                 Fotoğrafları, üzerlerine tıklayarak büyütebilirsiniz. İçerik listelerine baktığınızda hiç güzel olmadığını göreceksiniz. Bir daha aynı ürünlerden edinmeyecek olmamda içerik listesinin de etkisi büyük tabii. Ürünlerin miktarları ise serum 30 ml. ve nemlendirici 50 ml. şeklinde. Her ikisinin de fiyatı 40 tl. civarında ancak tüm kozmetik marketlerden indirim zamanlarını kollayarak 25 tl.' ye kadar edinebilirsiniz.

                  Sevgiler......

27 Mayıs 2014 Salı

LOREAL BESLEYİCİ ALTIN ( NUTRI - GOLD ) GÖZ KREMİ

                Kış başından beri pek çok blogger tarafından bu göz kreminin övüldüğünü duydum. Özellikle de sevgili Buket' in tüm videolarında kendisine çok iyi geldiğini söylediği göz kremini bir süre sonra edindim. Çok bekletmeden merak edenler için yorumlarım geliyor.


 



                Ürünümüz, markanın her yaş grubuna hitap eden ürünler kısmında yer alan bir göz kremi. Ürünün orijinal karton ambalajı Lehçe dediğimiz Slav dillerinde basılmış ancak üzerinde ithalatçı firma tarafından Türkçe basılmış bir ambalaj daha var. Bu durumu özellikle belirtiyorum çünkü markanın ürünleri farklı kıtalarda farklı ambalajlarda satışa çıkıyor. Herhangi bir karışıklık olmaması için böyle bir formül düşünmüşler.





               Ürünü aldığım zaman parmaklamadan fotoğraflamayı ihmal etmedim, şu an ürünüm bitmek üzere. Marka ürün için içeriğindeki besleyici altın, arı sütü, B vitamini ve Pro - Kalsiyum bileşenlerinin anında göz çevresine etki ederek pürüzsüz bir his verdiğini, cildin koruyucu bariyerini onardığını, etkilerinin ise 4 hafta sonra orta çıktığını belirtmiş.
              Benim düşüncelerime geçecek olursak, ürünün yapısı oldukça koyu kıvamlı hatta yabancıların butter diye nitelendirdiği bir kıvamda. Rengi koyu sarı, belirgin bir kokusu yok. Yapısının bu kadar koyu olmasına rağmen sürüldükten sonra yağlı bir his bırakmıyor, her sürdüğümde bir parça tereyağı mıncıklıyormuşum gibi geliyor. Sürdükten kısa bir süre sonra emiliyor. Kullandığım süre içerisinde herhangi bir alerjik reaksiyon, yağ bezesi - milia oluşumu vs. gibi hiçbir yan etki oluşturmadı. Nemlendirme süresi oldukça uzun, sürdükten sonra verdiği yumuşaklık hissi güzel. Üzerine makyaj yapıldığında kusma vs. oluşturmuyor.




                Bu kadar koyu kıvamlı bir ürünü kullanım açısından zor hale getiren tek durum, ürünün kavanozda olması. İçinde herhangi bir aparat vs. bulunmadığı için parmakla almak oldukça zor ( keşke yapsalarmış ). Kullanırken herhangi bir q - tips veya minik bir spatülden yardım alabilirsiniz. Ben ürünü yüzük parmaklarıma aldıktan sonra bir miktar ısıtarak göz altlarıma ve parmaklarımda kalan kısmını da göz üstüne uyguluyorum. Etkilerine gelecek olursam, kırışıklık vs. oluşumu üzerinde belirgin kaz ayağı durumum olmadığı için çok yorum yapamıyorum ayrıca ürünün morluk, şişlik konusunda bir iddiası da yok ancak nemlendirme özelliği bu kadar iyi olan bir ürünün uzun süre veya birkaç kutu üst üste kullanıldığında özellikle kazayağı görüntüsünü hafifletme konusunda faydası olabileceğini düşünüyorum.
               Bunun yanı sıra marka ürün için her yaş grubuna hitap ediyor demiş olsa da bence genç yaş grubuna bir miktar ağır gelebilecek bir ürün. Bana göre ideal yaş grubu 35 - 45 arası. Ürün ayrıca yaz mevsimi ve yağlı - karma göz altları olanlara da fazla gelebilir. Kış mevsimi ve kuru göz çevresi en ideal cilt tipi. Ben ürünü kış sonuna doğru kullanmaya başladım. Kuru göz çevrem olduğu için sabah - akşam kullanmaya devam ettim ama yaz mevsiminde cilt yapım tamamen değişip karma - yağlı bir hal alıyor. Bu nedenle bitene kadar kullanmaya devam ettikten sonra önümüzdeki yaz mevsiminde kullanmayı düşünmüyorum daha güzel bir ürün bulmazsam kışın belki.
              Ambalaj üzeri bilgileri ve içerik listesi.










               Son fotoğrafta görüldüğü üzere içerik listesi de çok güzel, temiz değil. Shea yağı gibi yumuşatıcı ürünleri yanında paraben, silikon, mineral yağlar vs. var. Temiz içerik takıntınız varsa kullanmak istemeyebilirsiniz. Son olarak ürünün miktarı tüm göz kremleri gibi 15 ml. ve fiyatı 24 tl. civarında ancak tüm kozmetik marketlerden indirimleri takip ederek daha ucuza alabilirsiniz.
           

              Sevgiler...... 

21 Mayıs 2014 Çarşamba

ÇEKİLİŞ SONUCU - KAZANANLAR !

                Merhabalar, ülke gündemi malum, hala kendime gelebilmiş değilim aslında ama blogda 15 Mayıs 2014 bitiş tarihli bir çekilişim vardı. Çekiliş sayfası için tık tık. Çekiliş bitmiş olmasına rağmen açıklamakta geciktiğim için tüm izleyicilerimden özür dilerim ancak geçtiğimiz hafta çekiliş sonuçları en son düşündüğüm şeydi ve sanırım herkes için böyleydi. Daha fazla geciktirmeden bugün artık sonuçları açıklamak istiyorum.
               Çekiliş sonuçlarını hemen açıklamamış olmama rağmen bitiş tarihi sonrasında gelen yorum ve katılımları eklemedim, bununla beraber bu çekilişte istediği hediye paketini belirtmeyen katılımcıların katılımları geçersiz oldu. Çekiliş sonucunda,  
                                         

                                         1. PAKET TALİHLİSİ : KİTAP GÜZELLİK,
                                         2. PAKET TALİHLİLERİ : BENSU YENER ve AYSUN GEVİNÇ,
                                         3. PAKET TALİHLİSİ : ÖZLEMM  


               Kendilerini tebrik ediyor ve mail adreslerinden ulaşıyorum, sizler de en kısa zamanda bana ulaşırsanız çok sevinirim, sevgiler......

13 Mayıs 2014 Salı

3 YAŞ SONRASI BEBEK KONTROLLERİ - BÖLÜM : 2 - GÖZ, KULAK, DİŞ VE ORTOPEDİ KONTROLLERİ

             


               Merhabalar, biraz gecikmeli olarak yazımın 2. bölümünü yayınlıyorum, yazımın aşılar hakkındaki 1. bölümü için tık tık. Bugün ki yazım ise biraz ihmal edilen konular hakkında. Genelde 3 - 5 yaş arası çocuklarımızı çocuk hekimine götürürüz ancak bazen bir çocuk hekiminin bile fark edemeyeceği potansiyel rahatsızlıklarla karşılaşırız. Bir önceki yazımda da dediğim gibi amacım ebeveynleri tedirgin, pipirikli ya da hastalık hastası bir hale getirmek değil. Herhangi bir problem oluşmadan önce veya oluşmuşsa bile erken önlem alabilmiş olmak. Şimdi, çocuklarımızın anaokulu yaşına geldiğinde ( ortalama 5 - 6 yaş ) branş hekimlerine yaptırabileceğimiz sağlık kontrollerinden birkaçını görelim.




GÖZ KONTROLÜ : 1 yaş dönemi civarında en sık rastlanılan durum göz kaymasıdır ancak endişelenmenize gerek yok çünkü bebeklerin bu dönemde göz kasları tam olarak gelişmediği için tam kontrol ile gözlerini idare edemezler. Sonrasında ise 2 yaş ve devam eden süreçte bebeğinizde göz kayması gibi bir problemle karşılaşırsanız ivedilikle bir çocuk göz hekiminden yardım almalısınız. Bu durum şaşılık ve göz tembelliği gibi bazı durumların habercisi olabilir ve çok fazla önemsenmemesine rağmen şaşılık çocuğu çok yoran bir durumdur. Çünkü, beynin en çok yorduğu organlardan biri ( adeta bir bilgisayarın remi gibi düşünebilirsiniz ) gözdür ve her türlü şaşılık durumunda her iki göz ayrı odaklama yapacağından çocuğunuza çok kalitesiz bir durum yaşatır ve muhtemelen yan belirti olarak baş ağrısı, baş ağrısının göze vurması gibi belirtiler eşlik eder. Hareket halindeyken özellikle koşup oynarken takılıp, tökezleyip düşme, kapı gibi yerlerden geçerken göremeyerek çarpma, merdiven çıkıp inerken basamakları seçememek, okuma yaşında kelimeleri yanlış okuma en büyük belirtilerdir. Çarpma, tökezleme durumları beynin her iki göz tarafından ayrı odaklama yapmasından ve şaşılık oranı farklı olan gözlerden birinin itme yapmasından kaynaklanır. Bu süreç sonrasında hekiminiz muhtemelen bir gözlük önerisinde bulunacaktır. Ancak bazı şaşılık durumlarına göz tembelliği eşlik eder ve şaşılık tedavisinde asıl olan göz kaslarını çalıştırıp, kuvvetlendirmek olduğu için sağlam göze takılan kapatma aparatı ile kayma oranı fazla olan göz çalıştırılır. Şaşılık oranının çok yüksek derecede olmadığı durumlarda rahatsızlığın derecesi ilerleyen yaşlarda hafifleyebilir. İleri derecede şaşılık problemlerinde cerrahi müdahale gerekebilir. Bazı çok ileri derece şaşılık problemlerinde cerrahi müdahale yapılsa bile ilerleyen yaşla birlikte şaşılık tekrarlayabilir ve yetişkin çağlara kadar devam edebilir. Yine bazı yetişkin çağı şaşılıklarında göz kaslarını tembelleştireceği için gözlük, numaralı lens önerilmez.
                 Şaşılık gibi durumlar ebeveynler tarafından fark edilebilecekken, astigmat gibi bir göz rahatsızlığını fark etmek neredeyse mümkün değildir. Çünkü şaşılığın aksine dışarıdan bakıldığında hiç bir bozukluk ve belirti görmezsiniz. Çocukluk çağı astigmatizm problemlerinin başında çok yakından tv., bilgisayar izleme, net görmek için gözleri kasma, bu iki durum sonucunda oluşan göz kızarması ve en büyük belirtilerden bir olan her türlü hareket veya aktivite halindeyken çocuğunuzda gözlemlediğimiz ve sakarlık veya dikkatsizlik olarak adlandırabileceğimiz sıkıntılar. Astigmatı, anlaşılabilir şekilde kornea tabakasının  tam yuvarlak olması gereken durumda olmaması ve göz küresinin yaptığı basınç sonucu elips şeklinde olması şeklinde tanımlayabiliriz. Astigmat problemi yaşayan bir çocukta net görme yerine puslu görüş mevcuttur, özellikle köşeli ve açılı eşyalar çocuklara en çok sıkıntı yaratan eşyalardır. Masa, sehpa köşelerine çarpma ve üzerindeki eşyaları yanlışlıkla devirme, merdiven inip çıkmada sürekli tökezleme, belirtilerin başında gelebilir. Çok bilinmemekle beraber her iki gözde veya tek gözde özellikle üst kirpik dibinde yer alan boylu boyunca uzanmış beyaz bir tabaka ( saçlı derideki kepeğe benzer ) astigmat habercisi olabilir. Astigmata bazen yakın veya uzak göz problemleri de eşlik eder. Hekiminiz bu durumda gözlük önerecektir. Çocukluk çağında fark edilmeyen astigmat, ilerleyerek ortaokul yaşlarına kadar devam eder. Bu dönemde baş ağrısı en büyük belirti olabilir. Devlet okullarımızın hiçbirinde çocuklar için periyodik muayeneler zorunlu olmadığı için önlem almak biz ebeveynlere düşüyor. Ayrıca her türlü gözlük kullanımında kontrol aralıkları 6 - 12 ay olmalıdır. Özellikle büyüme çağındaki çocukların kafa ölçüsü genişleyeceğinden gözlük odağı da bir süre sonra bozulabilir.

İŞİTME ( KULAK ) KONTROLÜ : Çocuklar anaokulu döneminde genelde yüksek sesli konuşurlar ve her türlü aktiviteyi yüksek sesli olarak gerçekleştirirler. Çoğunlukla içlerindeki büyük enerji seslerine yansır, kendilerini ifade etme ve kabul ettirme yöntemleri de buna dahildir.Ayrıca kalabalık ortamlarda seslerini duyurmak da bu duruma dahildir. Şimdilerde doğumdan sonra yeni doğan kontrollerine dahil olarak işitme testi her bebeğe tüm sağlık kuruluşlarında zorunlu ve ücretsiz olarak yapılıyor. Ancak yeni doğan bebeklik döneminden sonra oluşan işitme problemleri herhangi bir hastalığa bağlı olmaksızın fark edilemebiliyor. Çocukluk çağı işitme problemlerinin başında orta kulak iltihapları ve işitme sinirlerinin fonksiyon kaybı bulunabilir. Bu problemler doğru tedavi ile önlem alındığı takdirde tedavi edilebilir ve kalıcı işitme kaybına yol açmaz. Ancak çocuğunuzda sürekli sinirlilik ve asabiyet hali, yüksek sesle tv., müzik dinleme ama en çok yüksek sesle konuşmaya çalışma, kendini ifade etmede güçlük, adı ile seslenildiğinde cevap vermeme gibi çoğu zaman çok dikkatimizi çekmeyen küçük belirtiler aslında önemli bir işitme kaybının habercisi olabilir. Alınabilecek en önemli önlem ivedilikle ileri teknolojik sistemlere ve işitme laboratuvarına sahip bir tam teşekküllü hastanede uzman odyolog eşliğinde çocuğunuza işitme testi ve kulak kemik sayımı yapılmasıdır. Erken yaşta teşhis edilemeyen duyma problemleri ortaokul yaşlarına kadar sarkabilir ve bu yaşlarda kullanılan protez ve implantlar çocuklar tarafından daha iyi kontrol edilebilse de başarı oranı erken yaşta fark edilip önlem alınanlara oranla daha azdır.

DİŞ KONTROLÜ : 3 yaşına geldiğinde bebeğinizin köksüz süt dişleri tamamlanmış durumdadır. Çocukların gelişim durumuna göre süt dişlerinin dökülüp kalıcı dişlerin çıkma yaşı ortalama 6 - 8 yaş civarında olur. İlkokula başlamadan ve süt dişleri dökülmeden önceki dönemde en çok karşılaşılan en büyük problem süt dişlerindeki çürüklerdir. Süt dişleri köksüz olduğu için çürüme eğilimine daha yatkındır ve süt dişleri kalıcı dişler gibi aşağıya doğru değilde yana doğru çürüme eğilimi gösterir. Bu durumda süt dişleri birbirini çürütür. Yapı itibariyle kalıcı dişlerden daha dayanıksız olduğu için bu durum çok hızlı ileler, mink bir çürük 3 ay gibi kısa bir sürede yayılarak 2 - 3 dişe geçmiş olabilir. Halk arasında süt dişleri nasıl olsa düşeceği için bu yaşlardaki çürük problemleri çok önemsenmez ancak en arkadaki kalıcı dişlerin tamamlanması ortalama 11 - 13 yaşına kadar devam eder. Bu durumda çürük bir dişin bu kadar uzun süre bir çocuğun ağzında kalması sürekli sağlık problemleri oluşturacaktır. Boğaz, bademcik enfeksiyonu, sindirim - mide problemleri, asabiyet, burun tıkanıklığı problemlerin en başta gelebilir. Çocuk diş hekimleri ( Pedodonti uzmanları ) ufak çürükler için dolgu önerisinde bulunacaktır. Bu yaştaki çocukları diş koltuğuna oturtmak zor olabilir ancak önce sizi muayene olurken görmesi ardından belki kucağınızda oturarak ufak bir alıştırma süreci ve sonrasında kendi muayenesini olması başarılı sonuçlar doğurabilir.

ORTOPEDİ KONTROLÜ : Çocukluk çağında görülen ortopedik problemler doğuştan ve sonradan olanlar olarak ikiye ayrılır. Yaşanan en yaygın sorunlar, düz tabanlık, içe basma ve doğuştan çarpık ayak sayılabilir. Bebekler yürümeye başladıktan sonra ayakkabı giydirilmesiyle ilgili olarak farklı düşünceler mevcut. Kimi hekimler, ayağın ve bileğin desteğe ve korunmaya ihtiyacı olduğunu ve şeklinin korunmasıyla ilgili olarak ortopedik ayak çukuruna uygun çıkıntısı olan ayakkabı giydirilmesini önerse de kimi hekimler ayakkabı giydirilmesini önermemektedir. Tercihiniz ne yönde olursa olsun bazı durumlar ileri yaşlarda illa ki ortaya çıkabilir. Yani ayakkabı giydirmiş bile olsanız ilkokul yaşlarında mesela düztabanlık problemiyle karşılaşabilirsiniz. Düz tabanlık kesin olarak 5 - 7 yaş civarında belli olabilir, önceki yaşlarda muayene edilse bile tombik ayaklı ve ayak taban çukuru tam oluşmamış bebeğinizde problemin anlaşılması pek mümkün olmayabilir. Düz tabanlık, ayakkabı içine yerleştirilen pratik tabanlıklar ve basit birkaç egzersizle kısa zamanda çözüme ulaştırılır. Egzersizler ayak tabanındaki kasları kuvvetlendirmeye yönelik hareketlerdir. Plates lastiği ile germe - kasma hareketleri gibi.
               İçe basma problemi ise beraberinde başka bir problem yoksa genelde 2 yaş civarında kendiliğinden geçer, özel aparat, ayakkabı ve egzersizlere ihtiyaç duyulmaz. Çarpık ayak gibi bir problemde ise uzman hekiminiz gerekli tedaviyi uygulayacaktır.
              5 yaşına kadar çocukların kas ve kemik yapıları olarak oldukça esnektir. Jimnastik gibi sporlara başlamak için en ideal yaşlar da bu yaşlardır. Bu süreçte bir çocuğun ne kadar esnek olduğunu oturma şeklinden vs. anlayabilirsiniz. Ancak 5 yaş sonrası bazı dengesiz duruş ve oturuş şekilleri zor çözümlenebilir problemlere yol açabilir. Arkaya dayanmadan oturma, sürekli tabure gibi arkalıksız bir eşyada oturma, ders çalışma, okul sırasında otururken ayakları parmak ucunda kaldırarak yana doğru açma gibi bozuk duruş ve oturuş şekilleri gelişme çağında sırt eğrisinin yuvarlanması, postur bozukluğu ve kambur durmaya yol açabilir.




             Unutmadan çocukluk çağı sağlık problemlerinden biri de bulaşıcı çocuk hastalıkları. Ama uyarım çocuklar için değil biz yetişkinler için. Çocuğunuz okul yaşına geldiğinde kendi annenizden hangi bulaşıcı çocuk hastalıklarını geçirdiğinizi mutlaka öğreniniz. Zira geçirmediğiniz bir hastalığı çocuğunuzla birlikte geçirmeniz kuvvetle muhtemel. Tecrübe ile sabit durum, kızım 4 yaşına geldiğinde ( ben 34 yaşımdaydım ) beraber suçiçeği çıkarmamız ile gerçekleşmişti. Suçiçeğini kızım çok hafif atlatırken ben daha ağır ve uzun süreli geçirdim, yetişkinlerde çocuk hastalıkları bazen yüksek ateş nedeniyle tehlikeli olabiliyor.
           
             Ebeveyn olmak gözü kulağı sürekli açık tutmak demek. Annelik - babalık ömrümüzün sonuna kadar yapılacak, devam eden bir görev. Hayatımızın belli bir dönemi ne yazık ki çocuklarımıza endeksli. Ancak bu süreyi olabildiğince az problemli ve kaliteli geçirmek kısmen de olsa biraz da biz yetişkinlere bağlı. Elimizde olmayan sağlık problemlerinin dışında ev kazaları gibi durumlardan da bebeklerimizi - çocuklarımızı korumak mümkün. Bir çocuk hiç düşmeden, canı yanmadan büyüyemez ama bazı durumlarda önlem alabilecekken almamak mantık dışı sanırım. Mesela mutfakta, ocakta demlik, tencereleri arkaya koymak, tava sapını arkaya çevirmek, sokakta çocuğumuzu kaldırım tarafında yürütmek, kaldırım yoksa onun solunda olacak şekilde elini tutmak, çok büyük tehlikeleri önleyebilecek ufak önlemlerdir.  Bu liste uzar gider.





            Sevgiler ve sağlıklı günler...
         



          * Bu yazı şahsım tarafından derlenmiş olup, kişisel deneyim ve sabit tıp bilgi ve araştırmalarını  içerir. Kopyalanması ve izinsiz kullanımının tespitinde yasal suç ve yaptırımlar uygulanır. Yazıdan yola çıkarak kendi araştırma ve derlemelerinizi yapabilme hakkınız bulunmaktadır.