30 Kasım 2013 Cumartesi

KIŞ BAKIM ÜRÜNLERİ

               Mevsim normallerine göre havalar güzel gitmekte yine de kış hafiften kendini göstermeye başladı, tabii ben Marmara' nın doğusu diyebileceğim bir bölge için konuşuyorum. Yoksa diğer bölgelerde çoktan kış soğukları başlamış durumda. Bir de Antalya' yı söylemeden geçmeyeyim, orada da henüz kış mevsiminin en ufak bir belirtisi yok, zira geçtiğimiz hafta BeHeR-Tasarım  denize giriyordu, o derece yani.
               Mevsim değişikliklerinde cildimiz de değişiklikler gösterir. Bazen gözle görülür biçimde bunu fark ederiz. Yaşanılan bölgenin iklim koşullarına ve mevsim değişikliklerine göre cilt bakım ürünlerini değiştirmek gerekir. Kış mevsiminin soğuk günlerinde karma cildinizi dengeleyen, soğuk hava ve ayaza karşı cildinizi koruyan ve yoğun nem veren bir kremi, yaz mevsiminin çok sıcak günlerinde kullandığınızda muhtemelen ürün cildinize fazla gelebilir, cildiniz ürünü kusabilir, tepki gösterebilir ve hatta sivilce, akne oluşumlarına sebep olabilir. Cilt problemlerinin pek çoğu herhangi bir organik probleme bağlı olmaksızın yanlış ürün kullanımı sonunda oluşmakta.
              Doğal - katkılı, high end - drugstore, kozmetik - dermokozmetik, set halinde veya ayrı ayrı ama hangi ürünü kullanırsanız kullanın cildinize uygun olmasına özen gösterin. Yeni bir ürüne başlandığında cildin uyum sağlama süreci ortalama 2 hafta civarındadır. Hassas ciltler için bu süre daha kısa olabilir ve cildiniz, uyumsuz bir ürün kullandığınızda hemen tepki gösterir. Cildiniz en ufak bir tepki gösterdiğinde kullanılan ürünü bırakabilirsiniz, ayrıca uyum süreci olan ilk 2 haftada biraz sabırlı olmak gerekebilir çünkü bazen cilt önce tepki gösterip sonra alışabilir ve pozitif ilerleme kaydedebilir. Bununla beraber kimi zaman kullanılan ürünlerden bağımsız olarak, periyodik dönem, stress, hava kirliliği, gıdalar ve hatta yaşanılan ortamın ısı durumu bile kullandığınız ürünlerle yıldızınızın barışmamasına neden olur. Bu durumda çok iyi gözlem yapıp ürünün herhangi bir durumla denk gelip gelmediğini gözlemlemek ve bir şans daha verip vermemek biz kadınların önsezilerine ve keskin gözlerine kalıyor.
              Şahsi olarak bazen set halinde ürün kullanmayı sevsem de bazen de bu durumdan ve sürekli aynı ürünleri görmekten oldukça sıkılıyorum. Yine dermokozmetik ürünler ve temiz içerikler tercih etmeye çalışsam da yeni ürünler deneme hevesime engel olamıyorum.
              Bu mevsimde kullandığım cilt bakım ürünlerini önümüzdeki günlerden itibaren yazacağım, şimdi kısa bir ön gösterim;

                                                                  TEMİZLEME - ARINDIRMA


                                                             
1 - Nuxe Reve de Miel, yüz ve makyaj temizleme jeli.
2 - Bioderma Sensibio H2O, yazısını yazmayı düşünmüyorum çünkü pek çok blog yazdı, arattığınızda bulacaksınızdır. Yazan her blog gibi ben de çok memnunum, bittikçe alıyorum.
3 - Yves Rocher  Hydra Vegetal tonik.  
4 - Talika Lash Conditioning Cleanser, oil free göz makyajı temizleyici



                                                                    BAKIM - ÖZEL BAKIM


                                                                   
5 - Yves Rocher Arındırıcı Peeling, yazısı burada şimdilik memnunun ama elimdeki diğer ürünleri denemek için bitmesini dört gözle bekliyorum.   
6 - Avon Solutions Hydra Beyond Nem Maskesi, yeni başladım kullanmaya, yazısını yazana kadar iyice test etmiş olurum.  
7 - Mario Badescu C Vitaminli Hydro Nemlendirici.
8 - Lancaster Differently Nutri - Dermo Skin Gece Kremi, gece kremi ama işlevi dışında kullanıyorum.
9 - Divinia Rice Whitening Essence, aydınlatıcı serum
10 - Vichy Normaderm Hyaluspot, ani çıkan sivilceler için bölgesel çözüm 


              Uzun bir süre bu ürünleri kullanacağım gibi gözüküyor çünkü genel olarak hepsinden ve ürünleri birbiriyle uyumundan çok memnunum. Bu ürünlere ek olarak güneş koruma faktörlü ürün kullanmadan dışarı çıkmadığımı belirmeliyim. En çok sevdiklerim ise  Bobbi Brown SPF 15 renkli nemlendirici, yazısı burada ve uzun hafta sonu gezmeleri için vazgeçilmezim Solante Tele - Rubor SPF 50, yazısı burada. En fazla nemlendirici ve göz kremi değişikliği yaparım gibi geliyor. Bu ürünlerin dışında saç ve vücut için özel ürünler kullanmıyorum. Bir sonraki bitti - gitti yazısında bir kaç saç bakım ürünüyle karşılaşacaksınız.

              Havalar nasıl olursa olsun, sizin havanız güzel olsun. Sevgiler........

28 Kasım 2013 Perşembe

SEPHORA PROFESSIONNEL NO : 43 FIRÇA VE ECOTOOLS PUDRA FIRÇASI

              Toz ürünleri uygulamak için kullandığım fırçalardan en sevdiğim fırça, Sephora Professional serisinden 43 numara. Fırça aslında bir kontur ve bronzer fırçası ancak bence kontur ve bronzer için çok geniş, benim en sevdiğim özelliği ise tabii ki flat yani tam düz kesimli ucu. Flat fırçaları gerçekten çok seviyorum hatta özel bir ilgim var diyebiliriz.




              Fırçamız Professional serisinin tüm fırçaları gibi klasik siyah mat boyalı. Boyu yaklaşık 14 cm. Ferrulesi parlak siyah metal. Sapının bir tarafında marka ve seri adı yazarken diğer tarafında numarası ve ne için kullanılacağı yazıyor.




              Kılları sentetik ancak iyi kalite taklon, bir Ecotools kadar yumuşak değil ama yine de yumuşak. Kıl boyu yaklaşık 3 cm.,çapı yaklaşık 2 cm. civarında, temizlenmesi kolay ama kuruması sık kıllı olduğu için diğer fırçalara göre biraz daha zaman alıyor. Şimdiye kadar hiç kıl dökmedi.








               Ben bu fırça ile bir kaç kez likit ürün kullanmayı da denedim, renkli nemlendirici gibi ince yapılı, sıvı kıvamlı ürünlerde biraz çizgilenme yaptı, biraz daha kalın yapıdaki fondötenlerde ise daha iyi sonuç verdi ancak yine de çok hafif bir çizgilenme durumu var. Ben bu fırça ile en çok normal      pudra veya setting pudra uygulamayı seviyorum. Sebebine gelince altta  fotoğrafını  göreceğiniz          Ecotools pudra fırçamı her yönüyle çok sevip başarılı bulmama rağmen  açılı yüzeyi nedeniyle ürünü eşit alsam bile yüzüme eşit bir şekilde yayamıyorum. Tabii burada  benim beceriksizliğim söz           konusu ancak Sephora 43 fırçanın flat kesimi sayesinde özellikle parlamasını istemediğim                   zamanlarda burun bölgeme tek hamlede ürünü kondurabiliyorum veya tün yüzüme pudra geçeceğim zaman eşit bir şekilde yayabiliyorum.                                                                                                    
         Sephora 43 nolu fırçayı Sephora mağazalarından edinebilirsiniz. Fiyatı yaklaşık 40 - 45 tl. civarında.                                                                                                                                          
           Yeri gelmişken çok sevdiğim Ecotools pudra fırçasını da göstermek istiyorum. Ecotools fırçalar ekolojik dengeye zarar vermeyen, ambalajı dahil % 100 geri dönüşümlü malzemeler ve          bambudan üretilmiş fırçalar. Yumuşak kıl yapısı sayesindeki performansları, kaliteleri, fiyatları ve     geri dönüşümlü olmaları nedeniyle dünya çapında en çok tercih edilen fırçalardan. Alanında bir çok ödül almış marka, yakın zamanda kendini yeniledi ve ürün yelpazesine  yeni ürünler ekledi.              Eski  versiyonların  ferrulesi mat gümüş rengi metalken, yeniler bakır - kahverengi ve üzerinde         markanın  logosu yer alıyor.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                 

                          
                                          
                     
                                      


              Ecotools pudra fırçası çok güzel fırça olmasına rağmen ben kullanamadım, Sephora 43 fırça ile çok daha rahat uygulama yapabiliyorum. Ecotools fırçaları tek tek veya bazı setler halinde Gratis mağazalarından veya online olarak edinebilirsiniz. Fiyatları hakkında çok fazla bilgim yok, ben bu fırçayı yaklaşık 4yıl önce sanıyorum 20 tl. civarında bir fiyata edinmiştim.
             Markanın orijinal sayfası için buraya tıklayabilir, ürünleri ayrıntılı olarak inceleyebilirsiniz.

             Sevgiler.......   

25 Kasım 2013 Pazartesi

CLINIQUE BOTTOM LASH MASCARA

              Değişik ürünleri keşfetmeyi, denemeyi seviyorum. Son zamanlarda oldukça popüler bir ürünü bir süredir ben de deniyor ve kullandıkça seviyorum. Yabancı bloglar ve Youtube makyaj videolarında oldukça uzun zamandır gördüğüm Clinique Bottom Lash Mascara' yı bir de ben yazayım dedim. Bu orijinal ürünü geçtiğimiz günlerde sevgili Görkem' de anlatmış hatta yetinmeyip üzerine bir sırf bu ürünle ilgili bir video çekmişti. Görkem' in videosu için, tık tık.




              Clinique Bottom Lash, alt kirpikler için tasarlanmış mini mini bir rimel. Hem ambalaj boyutu hem fırçası alt kirpikleri boyamak, taramak için düşünülmüş diyebiliriz.




              Mini mini bu fırça sayesinde alt kirpiklerinizin dışında üst göz kapağında dip tarafta ( göz pınarı ) bulunan minik ve ulaşılması zor kirpikleri de boyamak mümkün tabii. Normal bir rimel fırçası ile orantısını göstermek için bir sonraki fotoğrafa bakmanız yeterli.




                      Üstteki Clinique High Impact Mascara, alttaki Clinique Lash Bottom Mascara

              Dar alanlarda rahat uygulama sağlamasıyla beraber ben çok acelem olan zamanlarda ya da sabah makyajlarında pek kullanamadım. Alt kirpiklerim kısa olduğu için sürerken bira özenerek sürüyorum aksi takdirde birkaç kez bulaştırdım ama bu sadece benden kaynaklanıyor zira zamanımın bol olduğu durumlarda yavaş sürerek çok güzel sonuç elde ediyorum. Eliniz hızlı ise her gün kullanabilirsiniz tabii.
              Ürünün yapısı tam kıvamında ne çok sıvı ne de çok katı, sürdüğünüzde çabuk kuruyor, hemen sabitleniyor, akma, bulaşma, dökülme yapmıyor. Zaten ambalaj üzerinde de '' long wearing formula '' ibaresi bulunuyor. Temizlenmesi rahat, sizi yormadan zorluk çıkarmadan temizleniyor. Ben de herhangi bir alerjik reaksiyon oluşturmadı. Ürün 2 ml. cik ve 6 ay kullanım ömrü bulunuyor, şık ve desenli metalik ambalajı göz doldurur biçimde. Siyahtan başka daha doğal sonuçlar için birde koyu kahve rengi var, bende ki 01 siyah.


     
   
              Bunun dışında ürünle benim kendi gözlerimde aldığım bir sonuçta şu şekilde ki alt kirpiklerim zaten kısa, bir de koyu renk kalem kullandıysam pek belli olmuyor sadece düzgün taranmış boyanmış kirpiklere kavuşuyorsunuz. Ancak alt kirpiklerime koyu renk kalem kullanmadan denediğimde güzel ve belirgin alt kirpiklere kavuşuyorum.


       

                                                                  Sıfır makyajlı göz,




                                           Sadece alt kirpiklere Clinique Bottom Lash sürülmüş göz.


              Ürünle ilgili söylemek istediğim bir diğer nokta fiyatı, 36 tl., ancak bazı online alışveriş sitelerinde ürünün fiyatını 50 tl. yazıp üzerine çizgi çekerek 37 tl. civarına indirmişler gibi gösteriyorlar ve  böyle gördüğümde gerçekten çok kızıp sinirleniyorum, birkaç kez müşteri hizmetleri vs. aramışlığım da vardır hatta. Çok elzem bir ihtiyaç olmadığını düşünüp normal rimelinizi dik tutarak da alt kirpikleriniz boyamak mümkün tabii. Muadil olarak fırça tipleri pek benzemese de Loreal' in alt kirpikleri boyamak için bir kaç rimeli ve daha önce yazısını yazdığım Givency Phenomen Eyes Mascara ile de benzer sonuçlara ulaşabilirsiniz. Ürünü tüm Clinique standlarından edinebilir veya Clinique Online' dan kargo bedava ve deneme boyu ürünler fırsatı ile edinebilirsiniz.  


                  Sevgiler.....

19 Kasım 2013 Salı

LANCOME BLUSH SUBTIL PALETTE - 02 NECTAR LACE

              Kısa bir çekiliş arasından sonra tekrar merhaba; kısa bir süre  olmasına rağmen ürün tanıtımı yazısı yazmayı çok özlemişim, bugün sizlere yakın zamanda sahip olduğum, sonrasında ise geçtiğimiz kurban bayramı süresince bol bol kullanıp test ettiğim ve bayıldığım bir ürünü anlatmaya çalışacağım.
             Lancome, Loreal grubunun lüks ürün kategorisinde yer alan markası, yıllar içerisinde Türkiye' deki selektif kozmetik pazarının 1/4 ' üne sahip olmuş ve bulunduğu satış noktalarında giriş önündeki ilk standta olma hakkını elde etmiş. Adını Fransa' da küçük bir kasaba, bu kasabada yetişen güller ve o güllerle güzelleşen kadınlardan alan marka, kült ürünlerinin yanı sıra zaman zaman yeni çıkardığı farklı ürünleriyle de tüketicilerinin gönüllerine taht kurmakta.


                                                                                ( Flaşsız )


                                                                                 ( Flaşlı )


             Lancome Blush Subtil Palet, adı gibi becerikli, kontür, allık ve aydınlatma işlemini aynı palet içinde farklı gramajlarda sunan işlevsel bir ürün. Aslında farklı işlemler için 3 ayrı allık içeriyor da diyebiliriz. Kontür işlemi için mat bir allık - açık tonlu bronzer, yanaklar için daha canlı, hafif ışıltılı bir allık ve aydınlatma işlemi için daha açık - parlak bir allık.
            Daha basite indirgenmiş bir açıklama, ürünün karton ambalajı arkasındaki etikette ( sıralaması yanlış olsa da ) kısa bir şekilde verilmiş.




              Kontür ve aydınlatma işlemi allık sürme dışında çoğu zaman atlanan, unutulan veya zor gelen bir işlem. Özellikle kontür işlemi benim için böyleydi ancak öncesinde daha basit ürünlerle ve çok keskin yapmayarak başladığım sonrasında ise elimi - gözümü alıştırdığım bir durum oldu. Ayrıca bu paletin acemi olunsa bile insan üzerinde '' hey baby benimle başarısız uygulama yapman imkansız '' gibi bir his yarattığı da gerçek. Renk kombinleri çok uyumlu ancak ülkemizde sadece 2 renk seçeneği bulunurken markanın orijinal sitesinde 5 renk gözüküyor. Bendeki rengi 02 Nectar Lace. Yine orijinal sitesinde numaralandırma farklı yapılmış.




              Renkler için,  kontür rengi The Balm Bahama Mama' dan açık, M.A.C Harmony' ye daha yakın bir renk, allık rengi için yine Nars Orgasm ile The Balm Hot Mama arasında ama mercan tonuna daha yakın, ışıltıları tam kıvamında diyebilirim. Renk tanımları tamamen kendi gözlemlerimden oluşmaktadır. Aydınlatıcının rengini ise bu palet için zayıf bulan çoğunluğun aksine ben Nars Nico' dan fazla bir kayısı tonuna benzetiyorum. Tabii diğer kombinlerde renk yoğunlukları daha farklı olabilir. Ülkemizdeki diğer renk kombininin renkleri hatırladığım kadarıyla kontürü daha koyu, allığı daha pembe ve aydınlatıcısı Benefit High Beam civarlarında gezinen tonlardaydı.
              Ürünlerin yapıları oldukça yumuşak, dokunduğunuza kadifemsi bir his veriyor, diğer renklerde tozutma problemi olmamasına rağmen ortadaki allıkta her yumuşak üründe olduğu gibi bir miktar tozutma var, sürerken elinizin ayarıyla oynayıp koyu ya da açık tonlar elde etmeniz mümkün hatta renkleri karıştırarak farklı tonlar bile elde edilebilir. Neredeyse tüm Lancome ürünlerinde bulunan gül kokusu bu üründe bulunmuyor, ortadaki allıkta standart gül kabartması var. Kalıcılık 8 saate kadar başarılı sonrasında ise aydınlatıcı birazcık tazelenmek istiyor.






Renkleri farklı ışıklarda göstermeye çalışma                                                            
ma rağmen pek başarılı olmadı ne yazık ki bu  nedenle netten bulduğum bir fotoğrafı da eklemek istedim.                                                                                                                                          

                              
                                
Gelelim diğer ayrıntılara;




             Lancome ürünlerinin klasik siyah akrilik ambalajı ve üst kapağın köşesinde altın rengi gül amblemi var ürünün toplam gramajı 4,5 gr. ve ülkemizdeki fiyatı 100 tl. civarında, normal bir tek allığın miktarının 6 gr. olduğu düşünülürse miktar az - fiyat fazla evet ancak özellikle seyahatler veya gün içerisinde yanınıza bir kaç ürün almak yerine tercih edilebileceğini düşünürsek hele bir de ürünü benim gibi yurtdışından edinirseniz oldukça cazip olabilir. Sırada karton ambalaj ve içerik bilgileri;






              Ve son olarak ürünün içinden çıkan, kontür, allık ve aydınlatma işlemini nasıl yapacağınızı gösteren bilgilendirme prospektüsü. Fotoğrafları büyütmek için lütfen üzerlerine tıklayınız.


                                                                                 Vurgulama,


                                                                        Allık ve aydınlatma


              Son bir hatırlatma kontür işlemi yapmak isteyenler veya yeni başlayanlar için Youtube' dan birkaç video izleyebilir ve başlangıç için daha uygun fiyatlı ürünler tercih edebilirsiniz.

              Sevgiler.....









16 Kasım 2013 Cumartesi

ÇEKİLİŞ SONUCU - KAZANAN

             Kazananı açıklamadan önce çekilişe katılan, şart olmadığı halde duyuran ama katılımda bulunmayan veya çekiliş bahane diyerek bloğumu okumaya devam eden  tüm okuyucu - izleyicilerime teşekkür ederim.
            Katılım koşulları dahilinde GFC ve Bloglovin' den aynı anda takip etmeyi ve en beğendikleri yazıyı eklemeyi unutan ve yorumlarını yayınlamama rağmen diğer izleyicilere haksızlık olmaması açısından saat 20.00' dan sonra çekilişe katılan birkaç okuyucumu ne yazık ki dahil edemedim.
            Çekiliş sonunda kazanan;






                                                                         TUĞÇE KÜPELİ






          Sevgili Tuğçe' yi tebrik ediyor, kendisine ulaşarak en kısa zamanda benimle iletişime geçmesini rica ediyorum.
         Başka çekilişlerde görüşmek üzere.

         Sevgiler.....

8 Kasım 2013 Cuma

ÇEKİLİŞ ZAMANI ! ( KAPANMIŞTIR )

              7 Kasım 2012 yani geçen yıl bugün, ne bir doğum günü ne de bir yıldönümü ancak benim için çok özel ve şanslı bir gün öyle ki şansına inandığımdan bu yıl da aynı zamana rastlayan günler çok güzel geçmekte. Bu güzel günler sadece benim değil başkasının da güzel günleri olsun istediğimden bir süredir planladığım çekiliş için uygun bir zaman diye düşündüm. İzleyicilerimden bir şanslı izleyicim aşağıdaki armağanlarımın sahibi olacak.
              Ürünlerden bazıları blogda yazdığım ve sizler tarafından bol okunan ürünler, bazılarının yazısını henüz yazmadım ama memnun olduğum ürünler, diğerlerine ise arattırarak başka bloglardan ulaşabilirsiniz.




  - Loreal Lumi Magıque Base; yazısı burada.
  - Flormar Terracotta Powder; renk no: 21, bir benzerinin yazısı burada
  - Sephora Happy Birthday Makyaj Paleti; 4 renk far, 1 allık ve 2 dudak parlatıcı içermekte,




  - Essence Far Bazı; yazısı burada, biz pek iyi anlaşamadık ama seveni çok
  - Maybelline The Colossal Volume Express Mascara; renk siyah
  - Avon Süper Shock Jel Göz Kalemi; renk flash




  - Rimmel London Lasting Finish By Kate Ruj; renk 03
  - Essence dudak kalemi; renk 11 in the nude




   - China Glaze ojeler; biri çatlayan olmak üzere 2 adet. Renk çatlayan: tarnished gold ve        
      diğeri normal 81088 crimson
  
     Ama tabii bu malzemeleri kullanabilmek ve bu kadar makyajı silmek için de bir şeylere ihtiyaç  
     var,




  - Yves Rocher Eye Crease Brush
  - Yves Rocher Blush Brush ( açılı )
  - Ecotools Full Eyeshadow Brush




  - Nivea Pure & Natural Makyaj Temizleme Mendilleri
                                                             

                                                                          Ve toplu görünüm,




           İstedim ki bu armağanlarla tam bir makyaj yapılabilsin. Şimdi gelelim katılım koşullarına;
- Bloğumun GFC ve Bloglovin' den üyesi olmanız ve
- Blogda en beğendiğiniz yazıyı belirtmeniz. En beğendiğiniz yazıyı belirtmediğiniz takdirde
   katılımınız geçerli sayılmayacaktır.
- Aynı zamanda hali hazırada bloglovinden üye olan ama GFC' den üye olmayan izleyiciler için de 
   aynı koşul gereklidir.
- GFC ve Bloglovin' den  takip ettiğiniz isimleri eklerseniz size daha kolay ulaşabilirim.
- Benim şahsi sosyal medya hesaplarımı takip etme zorunluluğunuz olmayacaktır. Ederseniz çok 
  mutlu olurum tabii.
Kendi şahsi sosyal medya hesaplarınızda çekilişi duyurmak keyfinize kalmış, duyurursanız yine 
   beni çokkkkk mutlu etmiş olursunuz, duyurmazsanız canınız sağ olsun. Ancak duyurduğunuz
   takdirde herhangi bir + hak kazanılmayacaktır.
- Tabii size ulaşacağım bir elektronik posta adresi.
İzleyicilerim arasında bulunan 1. derece yakın akrabalar çekilişe dahil olmayacaktır.
- Adsız yorumlar kesinlikle kabul edilmeyecektir.
- Bütün bunlara ilave olarak bloğumla ilgili görüş ve önerilerinizi yorum olarak bildirebilirsiniz.  

          Diğer bilgiler;
Çekiliş 15 Kasım 2013 Cuma günü saat 20.00'da sona erecektir. Takip eden günlerde kazananı 
   açıklayacağım.
- Çekiliş, cekilisyap.com ile yapılacaktır.  
- Talihlimizle 3 gün içerisinde iletişim kuramadığım takdirde yeni katılımcı olmadan  
   çekiliş yinelenecektir.
- Ürünler PTT  Kargo ile kırılmayacak şekilde paketlenerek kargolanacaktır. Kargo bedeli 
  tarafımdan  karşılanacaktır.
- Yurtdışından katılım olduğu takdirde gönderi TR.' den bir adrese yapılacaktır
  
         Ürünlerle ilgili bilgiler;
 Ürünlerin tamamı tarafımdan edinilmiştir.
 - Ürünlerin hiçbiri kullanılmamıştır.
 - Bazı ürünlerin emniyet ve ürün koruma bantları üzerlerindedir. Ancak bazı ürünlerin ambalajı
   gereği  koruma bandı vs. bulunmamaktadır.
 - Sadece Sephora Happy Birthday  Makyaj Paleti, Sephora   Mağazaları tarafından hediye edilmiştir. 
   Kullanılmamıştır. Halihazırda bende bir tane daha olduğundan bunu sizinle paylaşmak istedim.
 - China Glaze ojelerin renk numaraları ve  Rimmel London rujun renk ve numarasının fotoğraflarını
   aşağıya  ekliyorum. Fotoğraftaki ruj bana aittir.








           Sormak istediğiniz sorularla ilgili olarak yorum bırakmanız yeterli.
           Herkese bol şans.........

 

6 Kasım 2013 Çarşamba

ROZASEA TEDAVİM VE KULLANDIĞIM ÜRÜNLER : GÜL HASTALIĞI - BÖLÜM : 3

              Gül hastalığı ile ilgili yazımın 3. ve son bölümüne gelmiş bulunuyoruz. Bu bölümde 2. yazımda bahsettiğim oral isotretinoin tedavim ve tedavim sırasında kullandığım cilt bakım ürünlerini anlatmaya çalışacağım. İlacımızdan kısaca baş harfini kullanarak R. diye bahsedeceğimizi daha önceki yazımda belirtmiştim. Şimdi kaldığım yerden devam ediyorum;
              Doktorum bana bu ilacı önermeden önce böyle bir ilacın varlığından haberim bile yoktu. İlaçla ilgili bir broşür ve karar vermem dahilinde bir başlangıç kartı ile eve döndüm. Kendim netten araştırdığımda çok korkunç yan etkilerle karşılaşmıştım ancak uygulanan tedaviler tamamen akne tedavisine yönelik ve çok genç yaşlarda uygulanmış tedavilerdi. Hatta genç hastaların çoğu kendi istekleriyle ilacı kullanmaya gönüllü olmuşlardı ve doktorlar ergenlik sürecinde doğal bir hadise olan sivilce ve akne problemini kendi haline bırakmak yerine bu ilacı yazıyorlardı. Oysaki 17 - 25 yaş arası insanların herhangi bir olağan dışı durum olmaksızın bu tür cilt problemleri yaşaması NORMAL VE DOĞAL bir süreçtir.
             Benim hastalığıma yönelik tedavilerin ise % 70 'i başarı ile sonuçlanıyordu. Buradaki başarı hastalığın tamamen geçmesi değil kontrol altına alınması idi. Herhangi bir sağlık problemim, sürekli kullandığım bir ilaç, kızıma bir kardeş düşünmüyor oluşumuz, ilerleyen yaşımdan dolayı yan etkileri daha az hissedecek oluşum ve nispeten kuvvetli olduğunu bildiğim bünyem  ilacı kullanmaya karar vermemde etkili oldu. Sonuçta gözümü karartarak bilinçsizce bir karar vermemiştim sadece çok fazla kaybedecek bir şeyim yoktu ayrıca bazı konularda istikrar sağlayamasam da bazı konularda çok dikkatli bir insandım ( Bu arada huysuz perisscope tipik bir başak burcudur ).
             Şimdi R.'nin ne olduğunu ve işlevini, prospektüs ve doktor anlatımı dışında basit bir şekilde anlatmaya çalışacağım.
             R. bir, A vitamini türevi retinoiddir. A vitamini ve retinoid bilindiği gibi cildimiz için en önemli vitaminlerden biridir. Yenileyici ve yapılandırıcı özelliği ile bilinir. Ancak bunu yağ bezleri ile karaciğeri bir miktar baskılayarak yapar, bunun sonucunda cildin üst tabakasının soyarak yeniler. İlacın dozu kişinin kilosuna göre belirlenir, normal olanı az bir miktar doz ile mümkünse güneş ışınlarının daha az olduğu kış aylarında tedaviye başlanıp minimum 4 ay gibi bir süreye yaymaktır. İşlevi, bünyeyi A vitamini ile satüre etmek yani vücudu alabileceği kadar A vitamini ile doyurmaktır.
             Doz belirlenmesinin öncesinde doktorunuzla yaptığınız ön görüşmede bazı durumlarda bu ilacı kullanamayacağınızı doktorunuz söyler, bu noktada sırf bu tedaviyi görmek istiyorsunuz diye herhangi bir sağlık probleminiz varsa saklamayınız, mutlaka söyleyiniz çünkü zaten tedavi görmeye karar verdiğinizde diğer ilaç tedavilerinden farklı olarak size tüm sorumluluğu üzerinize aldığınıza dair bir belge imzalatılır. Aynı şekilde tedavi süreciniz başladıktan sonra ilaçlarınızı almak için eczanede de gerekli belgeleri imzalarsınız. 18 yaş altı gençler ki aslında kullanmamaları gerekir ebeveyn onayı olmadan belgeleri imzalayamazlar.
             Peki hangi durumlarda R. KULLANILMAMALIDIR.
1 - Hamilelik şüphesi olanlar veya ilacı kullandığı süre içinde bebek sahibi olmayı planlayanlar ancak kesinlikle yanlış anlaşılmasın R. kısırlığa yol açmaz, tedaviniz bittikten sonra bebek sahibi olabilirsiniz.
2 - Hali hazırda bir bebeğiniz varsa ve emzirme dönemindeyseniz,
3 - Kronik karaciğer ve böbrek rahatsızlığınız varsa,
4 - Kolesterol ve kan yağlarınız yüksekse,
5 - A vitamini alerjiniz bulunuyorsa,
6 - Diyabet hastası iseniz,
7 - Tetrasiklin grubu antibiyotik kullanıyorsanız,
8 - Tiroid problemi ve ilaçları kullanıyorsanız,
9 - 12 yaşından küçükseniz , KULLANMAMALISINIZ.

            Şimdi gelelim R. tedavisi süresince yapılması gerekenlere ve benim hissettiğim yan etkilere;
1 - Tedaviye mümkünse kış aylarında başlamak, doktorunuzda sizi bu şekilde yönlendirecektir.
2- Kış mevsimi bile olsa 25 - 30 faktörlü bir güneş koruyucu kullanmak, doktorunuzun cildinize göre tavsiye edeceği bir ürün tercih edilebilir ancak kendi istediğiniz bir ürünü de kullanabilirsiniz.
3 - Kuruma belirtilerini minimuma indirmek için cildinize göre bir nemlendirici edinmek.
4 - Şapka kullanma alışkanlığı edinmek.
5 - Tedavi süresince sigara ve alkol kullanmamak.
6 - Süt ve süt ürünlerini az miktarda tüketmek.
7 - Kolalı ve gazlı içecekler içmemek.
8 - Fazla yağlı, kızartma içerikli gıdalar tüketmemek.
9 - Yemek içinde pişerse sorun değil ama  bütün olarak özellikle A vitamini içeriği fazla olan havuç ve greyfurt tüketmemek.
10 - Basit durumlar hariç ağrıkesici kullanmamak eğer kullanılacaksa hamilelik döneminde kullanılabilen ağrıkesicilerden kullanmak.
11 - Tedavi süresince antibiyotik kullanmamak.
       
       Tedavi gördüğüm 10 ay boyunca ( ben fazla olan kilom nedeniyle 10800 doz R. kullandım ) yukarıda yazdığım tüm noktalara çok dikkat ettim. Sigara zaten kullanmam. Gıda ile ilgili çok disiplinli davranamıyorsanız minimum düzeye indirmeye çalışabilirsiniz. Kış aylarında basit bir boğaz enfeksiyonu geçirmiştim doktorum verilen  antibiyotiği tetrasiklin grubu olmadığı için kullanabileceğimi söylemişti ama ben riske girmek istemedim ve bir hafta ara verdim. Sonrasında eski düzenimle R. kullanmaya kaldığım yerden devam ettim. Bununla birlikte R. karaciğeri baskılama noktasında kolesterol ve kan yağı düzeylerini arttırdığı için her ay düzenli kontrollerimde kan tahlili yaptırdım. Bu noktada total kolesterole ve kan yağlarına bakılır ancak daha önemlisi karaciğer enzimleri denilen AST  ve ALT oranlarının yükselmemesidir.  Gıdalarınıza dikkat ettiğiniz takdirde normal düzeylerinde seyredebilirler ya da çok hafif bir yükselme gösterebilirler. İlacın karaciğere verdiği zararı azaltmak için alternatif önlem olarak mevsiminde çiğ olarak haftada 2 adet enginar tüketmek veya yapraklarını kaynatarak suyunu içmek temizleyici etken olabilir.
            Yukarıdaki önerilere ek olarak ben eklem ağrılarını azaltmak için haftada iki gün pilates ve bol bol yürüyüş yaptım. Piyasada R. ile muadil gösterilen ve yan etkileri daha ağır diye bilinen iki ayrı ilaç daha var biri A. diğeri ise Z. ancak birbirlerinde hiçbir farkı yok sadece üretici firmaları farklı.
            Tedaviye başladıktan yaklaşık olarak 3 - 4 hafta sonra hafif kuruma belirtileri ile R. etkisini göstermeye başladı. Kaşlarımda çok hafif bir soyulma ve ardından akne tedavisi görenlerde hayatınız boyunca çıkaracağınız tüm sivilceleri bir anda çıkarma durumu. Ancak ben hem akne tedavisine yönelik bu ilacı kullanmadığım hem de yaşım itibariyle  sivilce dökmek gibi bir durum yaşamadım. Yaklaşık olarak 8 - 9 adet büyük akne benzeri bir şey çıkardım. Bunların 1 tanesi 2. yazımda burnumun üzerinde olan benim uğurböceği diye tanımladığım şekildir ve iki katı büyüklüğe çıkmıştır. Diğerleri 1 -2 adet çenemde ve yan çene kemiğimde çıkmıştı. Büyüklükleri bir miktar korkutucu olmakla beraber takip eden haftalarda renkleri kan toplamış gibi morardı, sertleşti ve  birkaç ay sonra kabuklanarak  döküldü. Bununla beraber elmacık kemiklerim üzerindeki kızarıklıklarım ve beraberindeki pütürcükler azalmaya başlamış, 10 kr. büyüklüğündeki kızarık alanlar küçülmeye ve renkleri bir miktar solmaya başlamıştı. 4 ay sonra neredeyse hiç kızarıklığım kalmamış, flash ataklarım haftada 1'e düşmüştü.
           Burada R. nin en büyük yan etkilerinden biri olan sinirlilik ve asabiyet halinin 17 yaşında bir gençte zaten ergenlik nedeniyle var olması ve yüzü tamamen sivilceyle dolduktan sonra psikolojik olarak kendini daha kötü hissetmesi olağandır. Yurt dışında yıllar önce gerçekleşen bir intihar vakasının bu ilaca bağlanması bu noktada tartışılır.
          Tabii ki benim ilacın yan etkilerini, kuvvetli olduğunu bildiğim bünyemden dolayı çok az yaşamış olmam bir şans, ne yazık ki herkeste bu denli az yan etki görülmüyor. Yan etkilerini göze alamayarak tedaviyi yarım bırakanların yüzdeside  oldukça fazla.
          R. tedavisini bir diğer noktası, beraberinde kullanmanız gereken cilt bakım ürünleri bu noktada tedavi bütçenizi zorlayıcı bir durum olabilir ancak doktor tarafından tavsiye edilen cilt bakım ürünlerinin cebi yakmayan daha uygun fiyatlı seçenekleri de var. Hekiminize bu konuyu söylemekten çekinmeyiniz. Ben tedaviye başladığımda doktorum elimdeki tüm cilt bakım ürünlerini değiştirdi çünkü tam teşhis konulmadan önce tamamen akne tedavisine yönelik ürünler kullanıyordum. Rozasea genellikle kuru ciltlerde görülür, kabarcıklarla birlikte hassasiyet fazladır, benim cildimin normalden karmaya dönük ama hassas oluşu cilt bakımı kısmını biraz zorlaştırıyordu. Çünkü karma ve yağlıya dönük ciltler diğer cilt tiplerine göre daha dayanıklı. Doktorumun önerisiyle benim cildime uygun olan ürünleri fikir vermesi için hatırladığım kadarıyla yazmaya çalışacağım. Aşağıda yazdığım veya doktorunuzun cilt tipinize göre önerdiği ürünleri dermokozmetik markalar içerisinde bulacaksınızdır. Ayrıca benimki gibi uzun süreli tedavi gören hastalarda cildin durumu değiştikçe cilt ürünleri de değişebiliyor.
         Ne büyük bir tesadüftür ki kendi mesleğime uzun yıllar devam edemeyerek koptuktan sonra zaten ilgi alanım olan  kozmetik dünyasına daha profesyonel bir giriş yaparak, eğitim alma isteğimde aynı zamanlara denk gelir. Hastalığım ve tedavim doğrultusunda cilt bakımı ve ürünleri üzerinde daha bilgili olma isteği bu dönemde beni oyalayan, sonrasında ise çok güzel kapılar açan uğraşım oldu.
          Şimdi o dönemde kullandığım ürünlere bir göz atalım;

                                                                   TEMİZLEME
1 - Avene Clean- Ac Creme Lavante : Tedavi sürecinin ilk başında hem makyaj hemde  günlük temizlik için, ayrıntılar burada.
2 - Avene Termal Su : Tedavi süresince temizleme, tonikleme, rahatlatma ve tüm flash ataklarda,
( musluktan akan şebeke suyunun bilinmeyen içeriği ve kireç, klor gibi maddeler gül hastalığını tetikleyici unsurlardan biridir )  ayrıntılar burada.
3 - Bioderma  Sensibio H2O : Tedaviye ilk başladığımda Bioderma yoktu, sonrasında çok kullandım ve hala vazgeçilmezim. Cildinizi yıpratmadan temizlik. Ayrıntılar burada.
4 - Avene Cleanance Gel Nettoyant : Daha ayrıntılı temizlik yapmak istediğinizde ve tedavinin ilerleyen sürecinde, cildiniz ilaca alıştıktan sonra, tahriş etmeyen ve kurutmayan temizleme jeli, ayrıntılar burada.

                                                                ARINDIRMA
1 - Avene Termal Su
2 - Bioderma Sensibio H2O
3 - Avene Cleanance Lotion Purifiante : Çift fazlı arındırıcı tonik, alkol ve paraben içermez, tahriş etmez. Kullanmadan önce çalkalayınız. Ayrıntılar burada.

                                                                ÖZEL BAKIM
1 - Avene Cleananace Masque : Çok ince taneli peeling. Kabuklanan sivilceleriniz varsa iz kalmaması için asla yolmayınız. Duş ve gece yastığınızda kabuklar kendiliğinden dökülecektir. Aynı zamanda da yumuşatıcı maske etkisi. Ayrıntılar burada.

                                                              NEMLENDİRME
1 - La Roche - Posay Effaclar H : H yani hydro - su bazlı nemlendirici. Sabah akşam kullanıma uygundur. Ayrıntılar burada.
2 - La Roche - Posay Toleraine Fluid : Düşük toleranslı ciltler için sürekli nemlendirme, flash atak hissini azaltır. Ayrıntılar burada.
3 - La Roche - Posay Rosaliac UV : Kıazarıklık, kılcal damar ve flash atak yatıştırıcı, üzerinde yazmamasına rağmen SPF 10 içerir. Sadece gündüz kullanınız. Ayrıntılar burada.
Nemlendirici ürünleri tedavi süresince sırası geldiğinde veya cildinizin durumuna göre dönüşümlü olarak kullanabilirsiniz.

                                                    GÜNEŞTEN KORUNMA
1 - La Roche - Posay Anthelios AC 30 Fluide Extreme : Su bazlı, çift fazlı güneş koruması, kullanmadan önce mutlaka çalkalayınız. Makyaj için mükemmel baz. Ürünün uygulanma şekli tampon hareketlerle olmalıdır, aksi halde cilt ürünü emmez ve pütür pütür kalkar. Ayrıntılar burada.
2 - Solante Tele - Rubor SPF 50 : Tedavi süresince ve hala kullanmaya devam ediyorum. Daha önce yazısını yazmıştım. Ayrıntılar burada ve burada.

                                                        DUDAK BAKIMI
Tedavi süresince kurumanın en çok görüldüğü yerlerden bir dudaklar. Dudaklarınızı her an nemlendirmek çatlamaları önleyeceğinden sürekli kullanılmalıdır. Tedavim süresince Blistex, Carmex, EOS, Nivea, Burt Bees gibi dudak ürünlerini kullandım ancak en en en güzel nemlendirme sağlayan Bodysol SOS Lipstick. Ayrıntılar burada.

                                                           SAÇ BAKIMI
Tedavi süresince saç ve saçlı deride kuruma nedeniyle kuru kepek oluşabilir. Ancak seboreik dermatit gibi belalı değildir. Daha önce hiç kepek problemi yaşamadıysanız korkmayın tedaviniz bitince muhtemelen geçecektir. Bu dönemdeki kuru kepek problemi için Ducray Selegel Şampuan veya yeni versiyonu ile Ducray Squanorm Şampuan. Ayrıntılar burada  ve burada.

                                                        VÜCUT BAKIMI
Yine tedaviniz süresince vücudunuzda da kuruma yaşayabilirsiniz. Ben şu andaki vücut kurumasından farklı bir kuruma problemi yaşamadım. Kol, üst kol ve alt bacak kurumadan en çok etkilenen bölgeler. İyi nemlendiren herhangi bir vücut nemlendiricisi ile bu problemi çözebilirsiniz. Ayrıca en çok kuruma yaşanan bölgelerden biri olan burun içini yine basit nemlendirici kremlerle veya burun için özel ürünlerle nemlendirebilirsiniz.



               Evet adeta arkası yarın kıvamında çok uzun bir yazı dizisi okudunuz. Gül hastalığı ve R. tedavim süresince yaşadıklarımı hatırladığım kadarıyla anlatmaya çalıştım. Hala  potansiyel bir Rozasea hastasıyım, dikkat etmediğim veya tetikleyici unsurları göz ardı ettiğim zamanlarda ataklarım olabiliyor. Bu süre içerisinde hiç ten makyajı yapmadım sadece göz makyajı ile yetindim. Tedavimin sonlarına doğru Glo Minerals serisinden mineral bir ten ürünü kullandım. Tedavim bittikten sonra doktorum hafif kalan çukur izler ve kızarıklıklar için lazer tedavisi önerdi ancak ben cilt hassasiyetim nedeniyle gerek görmedim. Çünkü düzelmemesi gibi bir ihtimal de vardı. Sonuçta artık kırmızı izlerimi kapatabiliyordum. Gül hastalığı her an yeryüzüne çıkmaya çalışan bir yeraltı canavarı gibidir, pütürlü izler sizi hiç rahatsız etmez, rahatsız eden kızarık görüntüdür ve hasta olduğunuz süre içerisinde yüzünüze ne sürerseniz sürün kırmızı izleri kapatamazsınız. Kapatsanız bile birkaç saat sonra kızarıklıklar, sürdüğünüz kapatıcı veya fondöteni ya da her neyse üzerinden atar ve ortaya çıkar. Belki şimdi neden pembe tonlu allıklardan kaçındığımı daha iyi anlatabilmişimdir. Tabii hayat allıksız da geçiyor, ayrıca benden daha kötü olan Rozasea hastaları da var. Önemli olan sağlığa kavuşmak ve bir sonuç doğrultusunda olabildiğince önlem almak. Yazdıklarımdan R. tedavisini onayladığım anlaşılmasın ancak bazen riske girmek gerekiyor. Benim yan etkileri az görmüş olmam ve büyük yüzdeli bir başarıya ulaşmış olmam tamamen şans, doktorlarım ve şahsi çabamla oluşmuş bir bütündür. Buradan bir önceki yazımda adını verdiğim doktorlarıma ve GATA HEH' e çok teşekkür ederim. Eğer bu tedaviyi görecekseniz veya görüyorsanız önerim tedavi süresince sabırlı olmak ve tedaviniz bittikten sonra da birkaç ay düzenli olarak kan testi yaptırmanız. Çünkü yine bazı bünyelerde ilacın atılımı biraz geç olabiliyor.
              Bugün tıp, pozitif bir bilim dalı olarak pek çok hastalığa tam tanı koyarak kesin başarıya ulaşırken bazı hastalıklarda sonuca ulaşamıyor. Bu hastalıkların büyük bir kısmının yüzdesini cilt hastalıklarının oluşturması ise bana göre oldukça ilginç, bugün herhangi bir cilt hastalığı hasta üzerinde durağan şeklini korurken, yarın ilerlemeden başka bir şekle bürünerek ne yazık ki yön değiştirebiliyor. Sağlığımızla ilgili hiçbir şeyi abartmadan göz  ardı etmemeyi ve ihmal etmemeyi öğrenmek ve dermanı olmayan dertlerin kimseyi bulmaması dileğiyle.


                         Sağlıklı günler ..........



                *Bu yazı şahsım tarafından yazılmış olup, kişisel deneyim, fikir, şahsi çözümleme tecrübelerim ve tıbbi bilgi birikimimi içerir. Kopyalanmasının ve izinsiz kullanımının tespiti yasal suç sayılır ve yaptırımları uygulanır. Yazıdan yola çıkarak kendi araştırma ve derlemelerinizi yapabilme hakkınız bulunmaktadır.
                            

5 Kasım 2013 Salı

BENİM ROZASEA HİKAYEM ......GÜL HASTALIĞI - BÖLÜM : 2

              Ergenlik dönemi ve hatta sonrasında hiçbir cilt problemi yaşamamış olmaktan dolayı çok mutlu bir gençtim. 20 'li yaşların ortalarına geldiğimde çok hafif başlayan kızarıklık problemimi basit bir güneş kremiyle giderebilecekken, SPF ve güneşle aramıza mesafe koymak konusunda neredeyse tüm kadınlar kadar bilinçsizdim. Güneşin zararlarını herkes kadar biliyordum ama o yıllarda koruyucu kremler sadece yazın ve eğer deniz tatili yapılıyorsa kullanılır gibi genel bir kanı vardı.
              30 yaşıma geldiğimde hamileliğimle beraber değişen hormon döngüsünün etkisiyle rahatsızlığım oldukça artmıştı. Ancak o zamanlarda evliliğinden uzun bir süre sonra bebek sahibi olmanın verdiği heyecanla odak noktam bebeğimdi, doktorumun da hamilelik döneminde bu tip şikayetlerin olabileceğini ve doğumdan sonra geçebileceğini söylemesiyle  üzerinde durmamıştım.
             Aşağıda bebeğim doğduktan çok kısa bir süre sonra çekilmiş bir fotoğrafı görmektesiniz. Kamera ve fotoğraf kalitesi oldukça kötü ancak üzerine tıklayıp büyüttüğünüzde bir fikriniz oluşacaktır. Bebeğimin cilt rengi ise sadece yenidoğan kırmızılığı ve bildiğim kadarıyla sağlık belirtisi.




              Elbette ki bebeğim doğduktan uzunca bir süre sonra daha rahatsızlığım devam etti. Ancak o dönemde bunun bir rahatsızlık olduğunu hala bilmiyordum ve ayrıca cildime gereken özeni göstermek benim için o dönemde ilk planda olmadığı için çok önemsemiyordum, hormon dengesinin normale dönmesiyle kendiliğinde geçeceğini düşünüyordum. Yine bu dönemde hiç kozmetik ve renkli kozmetik ürünü kullanmamıştım ve cildimin  pH dengeside iyice bozulmuştu.
              Bebeğim iyice büyüyüp kendini kurtardıktan sonra hiç düzelmeyen bu durum için artık adım atmanın zamanı gelmişte geçiyordu bile. İlk işim tabii ki bir cilt hekimini ziyaretle başladı. Gerekli tahlillerim yapıldıktan ve temiz çıktıktan sonra problemimin geç kalınmış bir ergenlik dönemi olduğu ve akne problemim olduğu teşhisi konmuştu. Yediklerime dikkat etmem söylenerek, antibiyotik ve vitaminler ile tedavime başlanmıştı. Antibiyotik tedavimin yanı sıra dermokozmetik cilt ürünlerim belirlenmişti. İlk dönem tedavisinin bir miktar iyi gelmesi ve ardından gerçekleştirdiğim doktor kontrollerimde bu sürenin uzayacağı söylenmişti benimse kafamdaki soru işareti bu kadar uzun süre antibiyotik kullanmanın insan vücuduna vereceği zarardı.
             Bir başka konu ise ülkemizde tıp uzmanlığında çok popüler olmasına rağmen bir genel cerrahiden bile daha yüksek puana sahip olan dermatoloji  branşının çok tercih edilmemesi ve cilt hekimleri sayısının çok az olması sanıyorum. Bu durum bir kez gittiğiniz cilt hekimine bir daha  muayene olma olasılığınızı düşürürken, ortalama bir hastanede sadece bir cilt hekiminin olduğunu, cildiye poliklinikleri önünde uzayan kuyrukları ve hatta cildiye profesörlerine neden çok az rastlandığını açıklayabiliyor sanırım. Hal böyle olunca tedavinizin istikrarını sürdürmek ve sonuçlandırabilmek neredeyse az yüzdeli bir başarı. Ülkemi çok seven ve çok bağlı bir vatandaş olduğumu düşünüyorum ama bazen yapabilecek imkanlarımız varken neden bazı Avrupa ülkeleri gibi bir sağlık ve eğitim sistemimiz olmadığını düşünerek üzülürüm.   
             Şimdiki fotoğrafımız 2005 yılında kızım 2 yaşındayken, antibiyotikle biraz hafifleyen ancak bıraktığımda tekrar artan  kırmızılıkları içermekte. Fotoğrafta daha çok kızımı görüyorsunuz aslında. Fotoğrafı büyütmek için üzerine tıkladığınızda yanak ve yan çene kemiğim üzerindeki kızarıklıkları görebilirsiniz.




              Tedavi sürecimde verilen dermokozmetik cilt ürünlerimi hiç aksatmadan kullanıyordum ancak doktorumun gözünden kaçan nokta, akne tedavisinde yağlı ciltler için kullanılan arındırıcı ürünlerin bana verilmesiydi. Kurutucu bir yıkama jeli, bol alkollü bir tonik vs., normalden karmaya dönük ama bir o kadar da hassas olan cildime hiç iyi gelmiyordu. Bir süre sonra antibiyotik tedavisini doktorumla kararlaştırarak bıraktım. Başka hekimlere gittim ve sırayla akne için kullanılabilecek dışarıdan sürülen ne kadar ilaç varsa hepsini kullandım tabii yine doktorlarımın yönlendirmesiyle. Geceleri sivilce üzerine sürülerek sivilcenin rengini açan ama bu arada yatak, yorgan, nevresim, sabah kalkınca yüzümü kuruladığım havlunun rengine varana kadar açan mı istersiniz, yine sivilcenin üzerine sürülerek kabuk kabuk soyan ama bu arada yüzünüzü kıpkırmızı yapan mı ? Hangi birini anlatayım.
             Bu süre içerisinde flash tip kızarıklıklarım haftada 3'e kadar çıkmıştı. Kızarıklığı tetikleyen durumu çözmeye çalışıyor ama bir türlü anlayamıyordum çünkü her defasında farklı bir tetikleyici unsurla karşılaşıyordum.
             2008 yılının yaz aylarına geldiğimizde ilk fotoğrafta burnumun üzerinde gördüğünüz kırmızı noktacık sertleşerek bir ben halini almaya başlamıştı ve uğurböceğinden halliceydi. Tekrar yeni bir hekim arayışına girerek bir atak yaptım. Doktorumu ve hastanemi değiştirdim. Yeni bir tedaviye ya da maceraya daha başlamıştık. Bakalım bu sefer neler olacaktı, beneklerim iyileşecek miydi ? Aklımda bir sürü soru ile doktorumun yolunu tuttum.
             Uzunca bir muayeneden sonra doktorum rahatsızlığımın  GÜL HASTALIĞI adı verilen ROZASEA ( ROSACEA ) olduğunu söylemişti. Bir yandan SONUNDA BİR TEŞHİS konulmasından çok memnundum ama  bir yandan da  bu kadar zor bir hastalıkla ömür boyu beraber olmak çok düşündürücüydü. Bazı tedavilerin uygulandığı ama tedavinin kesin çözüm olmaması ya da bünyemin tedaviye cevap vermemesi  gibi ihtimaller, birçok soru ve doktorumun önerdiği tedavi ile eve döndüm. Kendim biraz araştırdığımda korkulacak kadar zor olmadığını, basit önlemlerle kontrol altına alabileceğimi görmek rahatlatmıştı. Sadece doktorumun önerdiği ilaçla tedavi çok düşündürücüydü.  
            Normal şartlar altında Rozasea teşhisi zamanında konulmuş veya hastalığının başında olan  hastalarda tedavi olarak antibiyotikli, çinko içerikli ve pigment düzenleyici  haricen sürülen bir takım ilaçlarla ve yine cildi yıpratmayan ürünlerle başarılı sonuçlara ulaşılabiliyor. Ancak doktorumun benim gibi ilerlemiş, iyice tahriş olmuş ve inatçı vakalara ( öncesinde çok vakit kaybedildiği için ) önerdiği tedavi R. tedavisi idi. Evet doktorumun önerdiği tedavi, piyasada gençleri intihara kadar sürüklediği söylenen ( buradan ilacın tam adını vermiyorum ama daha önceki birkaç ürün tanıtımı yazımda yazmıştım ) ORAL İSOTRETİNOİN tedavisi olan ( şimdilik sadece baş harfini yazarak  R. diyelim ona ) R idi.
           Bir sonraki yazım R. tedavim ve ayrıntıları hakkında, nasıl kullandım, kaç doz kullandım, bu süre içinde hangi cilt bakım ürünlerini kullandım anlatmaya çalışacağım.
          10 aylık tedavim sonrasında 4 yıldır cildimin nasıl göründüğünü merak ettiğinizi düşündüğümden çok kısa bir süre önce, geçtiğimiz kurban bayramında çekilmiş bir fotoğrafımı ekliyorum.


   

              Yüzümde bir miktar makyaj var ancak fotoğraf makyaj yaptıktan 8 saat kadar sonra çekildi. Elmacık kemiklerimin üstünde geniş gözeneklere ve hala çok hafif kızarıklıklara sahibim ancak bu durum benim için eskiye göre kıyasladığımda hiç rahatsız edici değil. Kısacası şu an durum budur.


              Sevgiler........


              *Bu yazı şahsım tarafından yazılmış olup, kişisel deneyim, fikir, şahsi çözümleme tecrübelerim ve tıbbi bilgi birikimimi içerir. Kopyalanmasının ve izinsiz kullanımının tespiti yasal suç sayılır ve yaptırımları uygulanır. Yazıdan yola çıkarak kendi araştırma ve derlemelerinizi yapabilme hakkınız bulunmaktadır. 

4 Kasım 2013 Pazartesi

DİKKAT ROZASEA ÇIKABİLİR ! GÜL HASTALIĞI - BÖLÜM : 1

                
                Uzun zamandır Gül hastalığı ile ilgili oldukça fazla soru alıyorum. Sürekli okuyucularım benim bir rozasea (rosacea ) hastası olduğumu sanırım artık biliyorlar. Bu konu ile ilgili ne zamandır bir yazı yazmak istememe rağmen hastalığımı atlatalı uzun bir süre olduğundan dolayı hem tıbbi bilgileri hem de kendi bilgilerimi tazeleyip, yanlış bilgiler vermek istemediğim için uzun bir süre bekledim.
                Elbette ben bir cilt hekimi değilim ama kozmetik blog sahipleri ve okuyucuları arasında çok fazla hekim olduğunu biliyorum lütfen yanlış bir bilgi varsa uyarmaktan çekinmeyin. Ben rahatsızlığı üzerine oldukça geç teşhis konulmuş ve ilk başlarda bir süre yanlış tedaviler uygulanmış biri olarak, başta doktorumun verdiği bilgileri, ardından kendi deneyimlerim sonucu ulaştığım bazı korunma yöntemlerini paylaşmak istiyorum.
                Öncesinde ise Rozasea ile ilgili biraz bilgi vermek gerekirse, halk arasında gülleme ya da gül hastalığı olarak bilinen hastalığın tarihçesi antik yunan dönemine kadar gidiyor. Hastalık ilk başlarda önemsenmeyen kızarıklık ve sivilce benzeri noktacıkların ortaya çıkması ile başlayabilir. Kırmızılıklar, çok minik veya kırmızı mercimek büyüklüğünde olabilir. Kimi zaman birkaç tane bir araya gelerek 25 kr. büyüklüğünde  de olabilirler. Üstü kızarık, çıkıntılı, pütürlü ve çoğu zaman kuru olabilmektedir. Kırmızılıklar çoğu zaman akneyi andırabilir ve hatta bazen cilt hekimleri tarafından bile başka hastalıklarla karıştırılması mümkündür. Hastalığın ilk evrelerinde çene, burun üzeri, burun kanatları ve yanakların buruna  yakın olan kısımlarında telenjiektazi adı verilen kılcal damar çatlamaları görülebilir.




                Çoğunlukla açık renkli ciltlerde ve 10 - 30 yaş aralığındaki bayanlarda görülür. Erkeklerde ve 10 yaş altı çocuklarda görülme sıklığı azdır. Genellikle yüzde görülen hastalık, bazı vakalarda gövde, sırt ve kolların üst kısımlarında olabilir. İlerlemiş vakalarda gözler rahatsızlıktan etkilenmiş durumdadır.




                 Hastaların pek çoğu kabarcıkların kontrol altına alınabildiği durumlarda bile flash tip denilen ve aniden gelen yüz kızarması şikayetinden muzdariptir. Flash tip kızarıklıklarda alev alev yanma, karıncalanma hissi, bazen kaşıntı ve herhangi bir aktivite ve heyecanlanmaya bağlı olmaksızın sıcak basması hissi en çok görünen belirtilerdir.






NEDENLERİ

              Gül hastalığı; belli bir nedene bağlı olmaksızın gelişir. Çoğunlukla güneşin bıraktığı   hasar etkilidir. Herhangi bir iç hastalıkla veya alerjik bir reaksiyonla ilintili değildir. Hastalığa viral bir durumun neden olduğu düşünülmekte olup hala ispatlanamamıştır.  Bulaşıcı değildir, temasla kişiden kişiye bulaşmaz. 
                                                                                 
                                                             TIBBİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ 

             Hastalığın kesin tedavisi bulunmamakla birlikte uygulanan tıbbi yöntemlerle kontrol altına alınabilir. Bazı kaşıntılı durumlarda kaşıntı önleyici tablet, alerji merhem ve şurupları kullanılabilir. Tetrasiklin grubu bazı antibiyotikler başlangıç safhasındaki durumlarda etkili olabilir. İnatçı vakalarda akne tedavisinde kullanılan oral isotretinoin tedavisi uygulanabilir.           

                                                      KAÇINILMASI GEREKEN DURUMLAR             

              Hastalığı tıbbi tedavi ile kontrol altına almakla beraber tetikleyici unsurlardan kaçınılması gerekir. 
1 -  Güneş ışınlarına maruz kalmak.
2 -  Çok yoğun terlemekten kaçınmak, ter toksik maddeler içerdiğinden tuzlu bir yapıya sahiptir. Bu durumda terin hastalıklı bölgeleri yakma ve tahriş etme olasılığı vardır. 
3 - Baş ve boyun bölgesinin aşağıda olduğu zorlayıcı spor ve aktivitelerden kaçınmak. Örneğin, şınav - mekik çekmek kan basıncını baş bölgesinde yoğunlaştırdığından kızarıklık artacaktır.
4 -  Çok sıcak suyla yıkanmak veya hamam, sauna gibi sıcak ortamlarda bulunmak.
5 - Alkol kullanımı kan dolaşımını artırdığı için kılcal damarların genişlemesine neden olur.
6 - Sıcak ve baharatlı yiyecek ve içecek tüketimi.
7 - Sigara kullanımı
8 - Aşırı havasız ve kapalı ortamlarda kalmak, yeterli oksijen alamamak.
9 - Kimyasal içerikli temizlik maddeleriyle temas etmek veya kokusuna maruz kalmak.    
10 - Yanak ve dudak üstü bölgesindeki tüyleri hangi yöntem olursa olsun kesinlikle almamak. 
 

                                                      ALINABİLECEK BASİT ÖNLEMLER  
          
             Hastalığı, gerek flash tip atak evrelerinde gerekse kabarıklıkların ilerlediği evrelerde bazı basit önlemler alarak  hafifletmek hatta belki kontrol altına almak mümkün.   
1 -  Güneş ışınlarından korunmak için mutlaka ama mutlaka şapka kullanma alışkanlığını edinmek.
2 -  Yüksek SPF içeren bir güneş koruyucuyu sadece yaz aylarında değil her mevsim kullanmak.
3 -  Peeling, kese gibi cildi tahriş edici bakımlardan kaçınmak.
4 -  Cilt ve makyaj temizliğinde alkol içermeyen kozmetikler kullanmak.
5 -  Sıcak ve baharatlı yiyecek ve içecekleri tüketmeden önce bir süre beklemek.
6 - Temizlik işleriyle uğraşırken maske, eldiven vs. kullanmak.
7 -  Akrilik ve sentetik içerikli, kaşındırıcı yünlü giysiler yerine pamuklu giysiler tercih etmek.
8 -  Bulunduğunuz ortam çok sıcaksa sıcaklığı düşürmek, hareket halindeyseniz hareketlerinizi yavaşlatmak ve hatta ağzınıza küçük bir parça buz alarak kan dolaşımını yavaşlatmak.
9 - Tıbbi tedavinize ek olarak çinko içeren cilt bakım ürünleri kullanmak.



                Bir sonraki yazımda benim Rozasea hikayemi, tedavimi ve bu süre içerisinde kullandığım cilt bakım ürünlerini anlatmaya çalışacağım.
                Fotoğraflar netten alıntıdır.
               Tıbbi bilgiler için The Merck Manuel, Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki Eğitim Merkezi Cilt Bakım ve Hizmetleri Cilt Hastalıkları ders kitabı ve Prof. Dr. Bilal Doğan, Uzm. Dr. Ayça Alan, Uzm. Dr. Ersin Düzen ' den yararlanılmıştır.



                Sağlıcakla kalın...........